YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14004
KARAR NO : 2017/6694
KARAR TARİHİ : 01.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … ve … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 25/08/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/03/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar; davalının, bıçak ile kendilerini basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayati tehlike geçirmelerine neden olacak şekilde yaraladığını, eylemi nedeniyle ceza mahkemesinde cezalandırılmasına karar verildiğini ve cezasının kesinleştiğini belirterek oluşan maddi ve manevi zararlarının tahsilini talep etmişlerdir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; somut olayın özellikleri, olayın hemen öncesinde davacıların ikisinin birden davalının çalıştığı pazar yerinde davacıya saldırmaları, davalıyı darp etmiş olmaları, davalının yaralama eylemini bunun üzerine ağır haksız tahrik altında gerçekleştirmiş olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayın gelişimi, davacıların yaralanma dereceleri ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacıların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.