Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2015/3049 E. 2015/11417 K. 14.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3049
KARAR NO : 2015/11417
KARAR TARİHİ : 14.10.2015

MAHKEMESİ : Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/12/2014
NUMARASI : 2014/427-2014/670

Davacı U.. M.. vekili Avukat Neşe tarafından, davalılar N.. C.. ve diğeri aleyhine 20/07/2010 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kabulüne, birleşen dava ile ilgili olumlu veya olumsuz bir kararın yokluğuna dair verilen 11/12/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, rucuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılardan Nalan Muğla İl Milli Eğitim eski müdürü, İ.. H..’ın ise eski şube müdürü olduklarını, dava dışı Ömer Kavas’a çizdirilen projenin uygulamaya konularak okul yapıldığını, ancak çizdirilen proje için Ömer Kavas’a telif ücreti ödenmediğini, Ömer daha sonra açtığı dava sonucu davacı tarafça telif ücretinin ödendiğini, davalıların dava dışı Ömer muvafakatını almadan projesini kullandıklarını bu sebeple davacının telif ücreti ödemesine neden olduklarını belirterek meydana gelen zararın rucuan tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Dosya kapsamından, dava konusu mimari projelerin Miil Eğitim Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın ilgili birimlerinden yasal izinler alındıktan sonra uygulamaya konulduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda, çizdirilen mimari projelerle davacı kuruma bağlı okul yaptırıldığı, yaptırılan okulun mimari projesi için telif ücreti ödeneceği, ilgili birimlerce projenin uygulanması için onay verildiği de anlaşıldığına göre davacının kendisine bağlı okulun mimari projesinin telif ücretinin ödenmesinden dolayı davalılara rücu edilmesi gereken bir zararının bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/10/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından davalılar İ.. H.. ve N.. C.. aleyhine açılan telif hakkı ödenmeden ve proje müellifinin muvafakatı alınmadan özel projeyi kullanmaları nedeniyle proje müellifine ödenen 24.094,88 TL bedelin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Bu dava ile birleştirilen Ula Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/119 esas – 2011/245 karar sayılı dava dosyasındaki dava ise Milli Eğitim Bakanlığı tarafından davalılar İ.. H.. ve N.. C.. aleyhine açılan telif hakkı ödenmeden ve proje müellifinin muvafakatı alınmadan özel projeyi kullanılması nedeniyle proje müellifine ödenen 13.971,56 TL’nin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile 24.094,88 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Yerel mahkemece bu dosya ile birleştirilen Ula Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/119 esas – 2011/245 karar sayılı dosyası hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiştir.
HMK 297. maddesinde hükmün kapsamı belirlenirken c bendinde “Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” 2. fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” denilmektedir.
Hüküm kurulurken birleştirilen davalardaki davalı sayısı, hangi davalıya yönelik hangi istemde bulunulduğu, davalılar arasındaki dava arkadaşlığının zorunlu mu yoksa ihtiyari mi olduğu gibi yönler gözetilerek her bir davadaki istem, istemin yöneltildiği davalılar ile ilişkilendirilmek suretiyle, tümüyle veya kısmen kabul ya da reddedilmeli, kısaca birleştirilerek görülen her bir dava hakkında nasıl bir hüküm kurulmuş olduğu, kuşkuya neden olmayacak bir açıklıkla ortaya konulmalıdır. (HGK 01/12/2004, 4-627/627)
HMK 369/1 maddesinde “Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir” denilmektedir.
Birleşen dosya ile ilgili olarak olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiş olması kanunun açık hükmüne aykırılık teşkil ettiğinden yerel mahkeme kararının bu yönden bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.