Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2016/8835 E. 2018/6450 K. 23.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8835
KARAR NO : 2018/6450
KARAR TARİHİ : 23.10.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI – KARŞI DAVALI : … vekili Avukat …
DAVALI – KARŞI DAVACI : ..

Davacı – karşı davalı … vekili Avukat … tarafından 30/12/2014 tarihinde verilen dilekçe ile karşı davada davalı – karşı davacı … vekili Avukat Yargıtay Ek Bina-1
Vekaletler Caddesi, No: 3 Bakanlıklar / ANKARA tarafından 12/02/2015 tarihinde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulü ile karşı davanın esastan reddine dair verilen 14/04/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı karşı davacının, karşı davaya yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı karşı davacının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Asıl ve karşı dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı karşı davacı vekili tarafından asıl ve karşı davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Davacı karşı davalı vekili; müvekkilinin Yargıtay Ek Bina-1
Vekaletler Caddesi, No: 3 Bakanlıklar / ANKARA Sanayi A.Ş. firmasında satın alma müdürü olarak görev yaptığını, davalı karşı davacının ise aynı birimde sekreter olarak görev yaparken deneme süresi içerisinde istifa ettiğini ve işten ayrılmasından sonra; müvekkilinin amirlerine, davacının saygınlığına ve işyerindeki konumuna zarar verecek haksız iddialar içeren e-mailler gönderdiğini, dava konusu e-mail içeriğinde kişilik haklarına saldırı oluşturan ifadelere yer verildiğini belirterek, müvekkilinin uğradığı manevi zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı karşı davacı vekili; asıl davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; asıl davaya konu olan e-mail içeriğinde kullanılan söz ve ifadelerin, davacı karşı davalının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; davalı karşı davacının, davacı karşı davalının sekreteri olarak deneme süresi içerisinde görev yaptıktan sonra istifa ettiği ve akabinde davacı karşı davalının üstü konumundaki dava dışı kişilere elektronik posta yolu ile e- mailler göndererek işyerinde yaşamış olduğu sorunları eleştirel bir şekilde ifade ettiği anlaşılmaktadır. Asıl davaya konu e-mail içeriğinde yer alan davalı karşı davacı tarafından kullanılan söz ve ifadeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde; amiri konumunda olan davacı karşı davalının tutum ve davranışlarına yönelik birtakım eleştiriler içerdiği ve hukuka uygunluk sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek asıl davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulü doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle asıl dava yönünden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davaya yönelik olarak, davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA, davalı karşı davacının karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/10/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.