Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2018/3048 E. 2019/3234 K. 10.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3048
KARAR NO : 2019/3234
KARAR TARİHİ : 10.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı …Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili Avukat …tarafından, davalılar … ve … aleyhine 06/03/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız el koyma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/11/2017 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Davalı…Gümrük ve Muhafaza Baş Müdürlüğünün temyiz itirazları yönünden;
Dava, haksız el koyma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; şirketin iş adresinde gümrük muhafaza memurları tarafından yapılan arama neticesinde toplam 748 adet tilki kürküne kaçak olduğu iddiasıyla el konulduğunu, devamında şirket yöneticileri hakkında kamu davası açıldığını, söz konusu ceza davasında zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma ve suça konu eşyanın yasal olarak ithal edildiği anlaşılmakla karar kesinleştiğinde sahibine iadesine kararı verildiğini, kararın kesinleşmesini müteakip kürklerin iadesi için müracaatlarında 30/01/2001 tarihinde satılan kürklerin bedelinin faizi ile birlikte şirket yöneticisine ödendiğini ancak gerçek bedelin daha fazla olduğunu belirterek, haksız el koyma nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili; davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, yasal dayanağı bulunmayan davanın esastan da reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen ilk karar Dairemizin, 12/09/2011 gün, 2011/7504 esas ve 2011/8994 karar sayılı ilamıyla davacının maddi zarar kapsamının belirlenmesi ve şartları varsa belirlenen miktardan takdiri bir indirim yapılması gerekirken, davanın tümden reddedilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın ıslah dilekçesi de nazara alınarak maddi tazminat yönünden kabulüne karar verilmiş; bu kararda temyiz üzerine Dairemizin 25/05/2016 gün, 2015/15182 esas ve 2016/6966 karar sayılı ilamıyla bozma kararından sonra yapılan ıslah ile arttırılan istemin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı sıfatının Maliye Hazinesine ait olduğu, diğer davalı … yönünden ise temsilcide yanılma halinin var olduğu anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124. maddesi gereği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi dahi karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilebileceğine göre bu kuralın temsilcide yanılma hali için de haydi haydi uygulanabileceği açıktır. Somut olayda, davalı … yönünden temsilcide yanılma bulunduğuna göre, hakkında açılan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, tazminatın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı … Hazinesinin aşağıdaki bendin dışında kalan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilmelidir.
3-Davalı … Hazinesinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a-Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı şirket yetkililerinden… ve …hakkında 1918 sayılı Kaçakçılık Kanunu’na Muhalefet suçundan başlatılan soruşturma sonucunda 17/06/1996 tarihinde 748 adet tilki kürküne el konulduğu, 21/06/1996 tarihli teslim teselsüm tutanağıyla 660 adet beyaz tilki kürkü ile 88 adet siyah tilki kürkünün mal sahibi… tarafından memurlara teslim edildiği, ceza mahkemesince sanık vekilinin talebi üzerine 24/01/1997 tarihinde davaya konu 748 adet tilki kürkününden birer adet numune alınmak koşuluyla sahibine iadesinin sağlanmasına karar verildiği, ancak kürklerin sahibi tarafından teslim alınmadığı, … 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2003 gün ve 1998/371 esas, 2003/720 karar sayılı ilamıyla zamanaşımı dolduğundan sanıklar hakkındaki davanın TCK 102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca ortadan kaldırılmasına ve suça konu eşyanın yasal olarak ithal edildiği anlaşıldığından karar kesinleştiğinde sahibine iadesine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 22/01/2008 gün ve 2004/27618 esas -2008/142 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Zarar verici haksız fiile maruz kalan şahsın malvarlığında haksız fiil sonucu meydana gelen durum ile bu eylemden önce mevcut olan durum arasındaki fark davacının zararını oluşturacaktır. Zarara uğrayan kişinin iradesi dışında, haksız fiil neticesinde, malvarlığının aktifinde azalma ya da malvarlığının pasifinde çoğalma meydana getiren zararlar gerçek zararlardır. Burada zarar verici olay neticesinde kişinin malvarlığının mevcut miktarı ve değeri fiili olarak azalmış olmalıdır. Kaynağına, sebebine, zarar veren ile zarar gören arasındaki hukuki ilişkiye ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, zararın niteliği, kapsamı ve miktarı, her olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. Açıktır ki, hükmedilecek tazminat, hiçbir şekilde zarar miktarından fazla olamaz. Zarar miktarı tazminatın azami sınırını teşkil eder (…, Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, Birinci Cilt, 1990 bası, s.549). Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşamayacağından tazminat miktarının belirlenmesinde, zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; burada ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır.
Şu halde; davacı şirket yararına kürk bedeli talebi yanında ayrıca bir de kazanç kaybına hükmedilmesi yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda usul ve yasaya uygun düşmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
b-Davacının talebinin dayanağı haksız fiil olup hesaplanan tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken salt davacının sıfatı nedeniyle ticari iş olmayan ya da tacirler arası haksız fiilden kaynaklanmayan somut davada, belirlenen davacı zararının reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi de doğru olmamış, bu durumda kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … yararına, 3 (a ve b) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davalı … yararına BOZULMASINA, davalı … Hazinesinin diğer temyiz itirazlarının (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine 10/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.