YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/353
KARAR NO : 2020/983
KARAR TARİHİ : 27.02.2020
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 07/03/2011 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 21/06/2017 günlü karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun kabulü ile, Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/06/2017 gün ve 2013/138-2017/138 sayılı kararının kaldırılmasına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası (b) bendinin 3. maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/11/2017 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalının Bartın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde Uzman çocuk hekimi olarak çalıştığını, 16/04/2008 tarihinde acil polikliniğine kusma ve ateş şikayeti ile getirilen 23/07/2007 doğumlu hasta …’na yanlış tedavi uygulaması sonucunda ilgilinin 46 gün yoğun bakımda kalıp ölmesine sebep olduğunu, ölenin dava dışı anne ve babası tarafından Zonguldak İdare Mahkemesinde hizmet kusuruna dayalı olarak maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda davacı kurum aleyhine tazminata hükmedildiğini, Zonguldak 3. İcra Müdürlüğünün 2010/2882 esas sayılı takip dosyası ile ilgililere 99.053,13 TL ödeme yapıldığını belirterek yapılan ödemenin davalıdan kusuru oranında rücuen tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı, hastaya uyguladığı müdahalenin tıbbi kurallara uygun olduğunu ve kusurunun olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporlarına dayanılarak meydana gelen ölüm olayında davalıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; Bartın Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/531 esas 2012/109 karar sayılı dosyasında davalının taksirle bir kişinin ölümüne neden olma eyleminden yargılanarak cezalandırılmasına karar verildiği, iş bu kararın onanarak kesinleştiği, bu nedenle davalının kusurlu eylemi ile dava dışı çocuğun ölümüne sebebiyet verdiği maddi olgusunun kesinleşmiş olup artık hukuk hakimini bağlayacağı, dolayısıyla ilk derece mahkemesi tarafından davalının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, poliklinik hizmeti sürerken davalının “icapcı” olduğu için hastayı görmesi ve tedavisini düzenleyerek acil birime yönlendirmesi, ancak aynı gün içinde muayene edilen hasta sayısının fazlalığı ve doktorların uygun olmayan çalışma koşulları da nazara alındığında, davalının davaya konu olayda %50 oranında, davacı idarenin de uygun çalışma şartları sağlamadığından %50 oranında kusurlu olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/06/2017 gün ve 2013/138 esas, 2017/138 karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiş Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 3. alt bendi uyarınca; davanın kısmen kabulü yönünde hüküm yeniden tesis edilmiş; iş bu karar da taraflarca temyiz edilmiştir.
Somut olayda, davalı doktorun çalışma şartları, olayın gelişim şekli gözetildiğinde davalı yararına BK.43 ve 44. maddeleri (TBK.51-52) gereği hüküm altına alınan orandan daha fazla oranda indirim yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması hakkaniyete uygun düşmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/2 ve 371. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) no’lu bentte gösterilen nedenlerle reddine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27/02/2020 gününde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.