YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4695
KARAR NO : 2019/3190
KARAR TARİHİ : 29.05.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 29/12/2003 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/09/2017 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikâyet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı; davalının kendisini şikâyet etmesi nedeniyle hakkında yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiğini, yine davalının şahsi ceza davası dilekçesi ile davacı hakkındaki iddialarını yinelediğini, davalının iftira atmak suretiyle kendisi hakkında karalayıcı ve küçük düşürücü bir kampanya yürütmeye çalıştığını, ayrıca davalının iddia ettiği bu hususları basına vererek Akşam Gazetesinin 29/08/2002 tarihli nüshasında haber olarak yer almasını sağladığını, bütün bunlar üzerine davalı hakkında kendisinin de suç duyurusunda bulunduğunu ve iftira suçundan kamu davası açıldığını belirterek, davalı tarafın iftira teşkil eden beyanları ve bu beyanları haber yaptırması sonucunda uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı, yasal şikâyet hakkını kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin 18/06/2015 gün, 2014/10293 Esas, 2015/8118 Karar sayılı bozma ilamına uyulduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şikâyet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasa’nın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. Maddesinde, kişilik haklarına yapılan
saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikâyetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Mahkemece, bozma ilamı öncesi verilen 19/11/2013 tarihli kararda; davalının … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasında tehdit ve hakaret suçundan beraat ettiği, kararın da kesinleştiği, davalının tehdit ve hakaret suçunu işlediğine dair delil bulunmadığı ve manevi tazminat davasının unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce, davacının dava dilekçesinde; davalının kendisini haksız olarak şikâyet etmesi ve akabinde de bu iddiaları Akşam Gazetesine götürerek hakkında karalayıcı yayın yaptırması iddiasıyla manevi tazminat istediği, yerel mahkemece davacının bu iddiaları hiç değerlendirilmeksizin tehdit ve hakaret suçundan beraat ettiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacının iddiaları doğrultusunda haksız şikayet olgusu da değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmek üzere hüküm davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş, davalının davacı hakkında yersiz isnat ve suçlamalarla şikâyetlerde bulunduğu, davalının yargılanmasına neden olduğu bu eylemlerinin haksız şikâyet niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davalının davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu, soruşturma kapsamında Başsavcılığın 2002/42877 hazırlık, 13834 karar sayılı kararı ile takipsizlik kararı verildiği, yine davalının davacı hakkında … 8. Asliye Ceza Mahkemesinde sövme suçundan şahsi davası açtığı ancak davayı takip etmediği için davanın düştüğü, bunun üzerine davacının da davalı hakkında iftira suçu nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu ve … 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/287 esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığı, ayrıca davacının … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/164 esas sayılı dosyası ile davalı hakkında şahsi dava açtığı, bu iki davanın birleştirilmesine karar verildiği, davalının birleşen ceza davası neticesinde tehdit ve hakaret suçlarından beraat ettiği ve kararın kesinleştiği, iftira suçundan verilen beraat kararının ise temyiz edilmesi nedeniyle Yargıtay’da bozularak 2008/374 esas numarası ile yargılamanın tekrar yürütüldüğü ancak zamanaşımının dolmasından dolayı zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Şu durumda, davaya konu edilen olaylar bir bütün olarak değerlendirildiğinde yasal şikâyet hakkının kullanılması niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/05/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.