Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2018/5407 E. 2019/3182 K. 29.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5407
KARAR NO : 2019/3182
KARAR TARİHİ : 29.05.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 15/03/2011 gününde verilen dilekçe ile araç mülkiyetinin tespit ve tescili istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının davalı …’e yönelik davasının pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, davacının diğer davalılara yönelik davasının kabulüne dair verilen 03/11/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 29/05/2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Davacı, … plaka sayılı aracını, evvelce tanımadığı ve kendisini başka bir isimle tanıtan davalı…’e kiraya verdiğini, adı geçen davalının bu aracı diğer davalı … ile işbirliği içerisinde ve davacının kimlik bilgilerini sahte bir şekilde oluşturup, davalı…’in Noter olarak görev yaptığı … 4. Noterliğinde 14.02.2011 tarih ve 08346 yevmiye ile satışını davalı …’e yaptıklarını iddia ederek, hukuka aykırı şekilde yapılan araç satış işlemi ve tescil işlemlerinin iptal edilerek, aracın iadesine bu mümkün olmadığı takdirde, araç bedeli ile mahrum kaldıkları kira bedelinin davalılardan tanzimini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı Noter… dışındaki davalılar yönünden davanın kabulü ile araç satış sözleşmesinin geçersizliğinin tesbitine, aracın davacıya aidiyetine ve maddi tazminata hükmedilmiştir.
Davalılardan … hükmü temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 988. maddesinde “Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur.” düzenlemesi mevcuttur.
Yine Türk Medeni Kanunu’nun 3. maddesinde ‘‘Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.’’ hükmü düzenlenmiştir.
Bir hakkın kazanılması için kişinin iyiniyetli olması gerekir. İyiniyet, hukuki niteliği itibariyle adi karinedir. Karine ise, bilinen bir olaydan bilinmeyen bir durumun çıkarılmasıdır. Karineler, adi ve kesin karine olmak üzere ikiye ayrılır. Adi karinelerin aksinin ispat edilmesi mümkünken, kesin karinelerin aksinin ispatı mümkün değildir. Ayrıca herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Fakat ispat yükü, karinelerin varlığı durumunda yön değiştirir ve karşı tarafa geçer.
Dosya incelendiğinde; davacının maliki olduğu aracı davalı…’e kiraya verdiği, daha sonra aracın noter kanalıyla sahte kimlik kullanılarak davalıya satıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu araç davacının zilyetliğinden rızasıyla çıkmış olup, bu aracı kiralayan davalı… emin sıfatıyla zilyettir.Adı geçen davalının kimlik bilgilerini yanlış bildirmiş olması, yasanın aradığı anlamda şekli rızayı ortadan kaldırmaz. Zira, davacı aracını kiraya vermek isterken belli bir kişiye değil, kiralamak isteyen herhangi bir kişiye kiralamayı amaçlamıştır. Bu durumda kiralayan kişinin kimlik bilgilerinin doğru olup olmaması hususu davacı kiraya verenin katlanması gereken bir durum olup, iyiniyetli 3.kişi davalı aleyhine hukuki sonuç doğuramaz. Yukarıda anılan düzenlemeler ve izah edilen hususlar gereği, davalı karine gereği iyiniyetlidir. Davalının iyiniyetli olmadığını davacı ispatlamak zorundadır. Davalının dava konusu aracı emin sıfatıyla zilyetten satın aldığı ve dosya kapsamına göre de iyiniyetli olduğu anlaşıldığından TMK’nin 988. maddesi uyarınca kazanımı anında korunmakta olup teslim anında malik sıfatını kazanmaktadır.
Şu durumda; TMK’nin 988. maddesi uyarınca davacıya ait araç rızasına binaen elden çıkmış olup davalının kötüniyeti de ispat edilememiş olmakla davanın tümden reddi gerekir.
Belirtilen nedenlerle, değerli çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.29/05/2019