Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2019/1282 E. 2019/3250 K. 10.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1282
KARAR NO : 2019/3250
KARAR TARİHİ : 10.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, asıl ve birleşen davada davalılar … ve … aleyhine 22/07/2015 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 04/12/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi birleşen davada davalı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Asıl ve birleşen dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş; hüküm davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı idare, asıl ve birleşen davada davalı Er …’in sürücü, davalı …’ın ise araç komutanı olarak sevk ve idarelerindeki askeri araçla, bir askerin ölümüne sebebiyet verdiklerini, ölenin yakınlarının açtığı dava sonucunda hükmedilen maddi ve manevi tazminatların, davacı kurum tarafından ödendiğini belirterek davacının üçüncü kişilere ödemiş olduğu tazminatın rücuen davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre; davalı Er …’in askeri araç sürücüsü olarak görevlendirildiği, davalı …’ın ise araç komutanı olarak araçta bulunduğu sırada tek taraflı olarak meydana gelen kaza nedeniyle dava dışı asker Necati Aslantürk’ün yaşamını yitirdiği, davacı idarece adı geçenin yakınlarına tazminat ödendiği anlaşılmaktadır.
1-Eldeki dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Diğer bir deyişle; olay nedeniyle dava dışı askerin yakınlarına tazminat miktarını ödeyen davacı idare, kusuru oranında sorumlulara rücu edebilir.
Şu durumda, rücuda teselsül olmayacağından, davalıların olayın meydana gelmesindeki kusur oranları belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek davalıların mahkemece takdir edilen zararın tamamından müteselsilen sorumlu tutulmaları doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-(a) Kabule göre de; davacı, müteselsil sorumlu sıfatı ile üçüncü kişiye ödediği paranın halefiyet esasınca rücuen tahsilini istediğine ve davalı önceki davada davalı olarak yer almadığına göre iadenin kapsamı, davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalının payına düşen kısmıdır. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez. Çünkü sözü edilen giderlerle davalının eylemi arasında uygun sebep sonuç bağı yoktur. Mahkemece yapılacak iş, icra giderleri ile hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faize ilişkin istek bölümünün hesaplanıp reddine karar vermekten ibarettir. Bu ilkelere aykırı düşüncelerle istemin tümünün hüküm altına alınmış olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
(b) Rücunun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. BK’nun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamını takdir durumundadır.
Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet de onunla birlikte değerlendirilmesi gereken önemli öğelerdendir. Davalı, Anayasa’nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik görevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve bu hizmetin anayasal bir görev niteliğinde olması nedeniyle, tazminatın tamamından sorumlu tutulması, hakkaniyet öğesinin kapsam belirlemede dikkate alınmamış olunması sonucunu doğurur. Şu durumda anılan öğe değerlendirmeye katılarak belirlenen tazminattan belirli bir indirim yapılması gereklidir. Yerel mahkemece açıklanan yönün gözetilmemesi doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) ve (2/a-b) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.