YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1584
KARAR NO : 2021/7295
KARAR TARİHİ : 21.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
– K A R A R –
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligat, muhatabın bilinen en son adresine yapılır. Aynı maddenin, 6099 sayılı Kanun ile eklenen 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır. Aynı Kanunun 21. maddesinde ise muhatabın adresinde bulunmaması halinde yapılacak işlemler ve bu kapsamda 21/1 maddesinde muhatabın adresten geçici olarak ayrılmış olması halinde tebligat usulü, 21/2 maddesinde ise mernis adresine tebligat usulü düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemeler kapsamında tebligatın öncelikle bilinen en son adrese çıkartılması, bu adreste tebliğ edilemeyerek iade edilmesi halinde ise mernis adresine çıkartılması gerekmektedir.
Mezkur Kanun’un “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere Tebligat Kanunu’nun 21/1 maddesine göre yapılan tebligatlarda, muhatabın geçici olarak adresten ayrıldığının bildirilmesi halinde, bildirimi yapan kişinin kim olduğunun açık bir şekilde belirtilmesi ve imzasının alınması gerektiği, aksine bir durumda yapılan tebligatın geçerli olmadığı, benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/12/2004 tarihli, 12-765 esas, 730 sayılı kararında ifade edilmiştir. Bildirimi yapan kişinin ismi tespit edilip imzası alınmadan yapılan tebligat 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddelerine göre usulsüzdür.
Dosyanın incelenmesinde; davalılardan …’a mahkemenin gerekçeli kararının ve davacının temyiz dilekçesinin mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapıldığı ancak tebligat mazbatasına “cezaevinde” şeklinde açıklama düşüldüğü, davalı …’ye mahkemenin gerekçeli kararının mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapıldığı ancak açıklama kısmında tebligatın “isimden imtina eden komşuya” yapıldığının belirtildiği, davalı …’a mahkemenin
gerekçeli kararının ve davacı tarafın temyiz dilekçesinin mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapıldığı ancak tebligat mazbatasına “cezaevinde” şeklinde açıklama düşüldüğü, davalı … … (…)’a mahkemenin gerekçeli kararının ve davacı tarafın temyiz dilekçesinin mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapıldığı ancak açıklama kısmında tebligatın “isimden imtina eden komşuya-D:6 bayan” şeklinde yapıldığı, davalı …’ın gerekçeli karar tarihinden sonra 20.05.2016 tarihinde vefat ettiği, ancak mahkemenin gerekçeli kararının mirasçılarından ikisine tebliğ edildiği, bir mirasçısına (…) gerekçeli karar ve davacının temyiz dilekçesinin tebliğ edilmediği, davalı …’e mahkemenin gerekçeli kararının ve davacının temyiz dilekçesinin Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapıldığı ancak bu tebligat evrakında mernis şerhinin bulunmadığı, davalı …’na davacının temyiz dilekçesinin Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapıldığı ancak “no 52” şeklinde yapıldığı, adı geçen davalının 04.11.2020 tarihinde vefat etmiş olduğu anlaşıldığından geriye kalan mirasçılarına mahkemenin gerekçeli kararı ve davacı tarafın temyiz dilekçesinin tebliğ edilmediği, davalı …’a mahkemenin gerekçeli kararının mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapıldığı ancak tebligat mazbatasına “cezaevinde” şeklinde açıklama düşüldüğü, davalı …’ın 14.03.2017 tarihinde öldüğü halde mahkemenin gerekçeli kararının ve davacı tarafın temyiz dilekçesinin 21.06.2017 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapıldığı, belirtilen tarihte adı geçen davalının aslında ölmüş olduğu, davalı …’e mahkemenin gerekçeli kararının ve davacı tarafın temyiz dilekçesinin Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre “huzurevleri mah-1417 sk,ballıca sit b blk … adana” adresine tebligat çıkarıldığı ancak bu tebligat öncesinde aynı davalı adına aynı adresten iade dönen tebligat bulunmadığı, davalı …’a mahkemenin gerekçeli kararının ve davacının temyiz dilekçesinin mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapıldığı ancak tebligat mazbatasına “cezaevinde” şeklinde açıklama düşüldüğü, davalı …’in yargılama sırasında gerekçeli karar tarihinden önce 28.09.2014 tarihinde vefat ettiği ancak mahkemece bir kısım mirasçılarına ( …, …, …) tebligat yapılmadığı, davalı … mirasçısı …’e ise mahkemenin gerekçeli kararının ve davacı tarafın temyiz dilekçesinin Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre “zafertepe mh, 540 sk, no 50 /7 konak …” adresine tebligat çıkarıldığı bu tebligat öncesinde aynı davalı adına aynı adresten iade dönen tebligat bulunduğu ancak sonrasında farklı adresten aynı davalıya 21/2. maddesine göre tebligat evrakının bulunduğu, davalı …’a davacı tarafın temyiz dilekçesinin Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği ancak tebligat mazbatasına “isimden imtina eden komşusuna” şeklinde açıklama düşüldüğü anlaşılmış olup; yukarıda açıklanan davalılar açısından belirtilen şekillerde usulsüz tebligat yapıldığı anlaşılmıştır. Bu haliyle yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Şu halde mahkemece, adı geçen davalılara yasal düzenlemeler dikkate alınarak gerekçeli kararın ve davacı tarafın temyiz dilekçesinin usulüne uygun tebliğinin sağlanması için dosyanın geri çevrilmesi gerekmiştir.
2-Dosya kapsamında yapılan incelmede; davalılardan …’in 20.03.2017 tarihinde gerekçeli karar tarihinden sonra vefat ettiği ancak dosya kapsamında adı geçen davalıya çıkarılan tebligat evraklarının bulunmadığı mirasçıları tespit edilerek usulüne uygun gerekçeli karar ve davacı taraf temyiz dilekçesinin tebliğinin sağlanması gerektiği, gene davalılar …, … ve …’e yapılan gerekçeli karar ve temyiz dilekçesi tebligat evraklarının dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır. Şu halde mahkemece, varsa yapılan tebligat evraklarının gönderilmesi aksi halde adı geçen davalılara yasal düzenlemeler dikkate alınarak gerekçeli kararın ve davacı tarafın temyiz dilekçesinin usulüne uygun tebliğinin sağlanması için dosyanın geri çevrilmesi gerekmiştir.
3-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 434. maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hâkim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme kararının temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilir. 25/01/1985 günlü, Esas: 1984/5 ve Karar: 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, harca tabi olmasına rağmen mahkeme kalemince harç hesap edilip ilgilisinden istenilmeden ve dolayısıyla harç alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da sözü edilen fıkrada öngörülen eksik harç ödenmesi halinde yapılacak işlemle ilgili kuralın kıyasen uygulanması ve bu durumda dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği tarihte temyizin yapılmış sayılması gerekir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede; davalılardan …(…)’ın (02.06.2018 tarihinde öldü) temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz harç makbuzunun dosyada ve uyapta bulunmadığı, yine davalılardan …’ın 08.02.2017 tarihinde cezaevinden temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz harç makbuzunun dosyada ve uyapta bulunmadığı anlaşılmış olup adı geçen davalılardan temyiz harcının tamamlatılması yönünde işlem yapılması için geri çevirme kararı verilmesi gerekmiştir.
4-Dosya kapsamında, uyuşmazlığın çözümü için incelenmesi gerekli görülen davalıların yargılandıkları Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/415 esas (bozma sonrası 2006/101 esas) sayılı ceza dava dosyasının dosya arasında bulunmadığı anlaşılmış olup dava dosyasının kesinleşmiş ise aslı ya da kesinleşme sureti ekli suretinin tüm ekleriyle birlikte mahkemesinden istenerek gönderilmesi, kesinleşmemiş ise karar örneği ile hangi aşamada olduğu konusundaki bilgiler ilgili mahkemeden istenilerek eklendikten sonra gönderilmesi için geri çevirme kararı verilmesi gerekmiştir.
5-Dosya kapsamında uyuşmazlığın çözümü için incelenmesi gerekli görülen ve birleşen davaya dayanak gösterilen Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce 2000 yılı birim fiyatları baz alınarak yaptırılan hasar tespitine dair raporun da temyiz incelemesine esas olmak üzere eklenilmesi için geri çevirme kararı verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılıp eksiklikler tamamlandıktan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtaya yeniden gönderilmesi için, dosyanın yerel mahkemeye GERİ ÇEVRİLMESİNE,21.10.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.