YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/154
KARAR NO : 2021/3860
KARAR TARİHİ : 29.06.2021
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili; 21/06/2014 tarihinde meydana gelen olayda, davacı küçük …’ın anne ve babası olan davacılar … ve …’la bir düğün merasimine katılmak üzere davalı … Şirketine ait düğün salonuna gittiğini, düğüne davetli olarak katılan … …’ın tutuşturduğu meşalenin tavana çarparak davacı küçük İrem Nur’un üzerine düşmesi sonucu bacaklarından ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu belirterek; davacı … için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL maddi tazminat ile 70.000,00 TL manevi tazminatın, davacılar … ve … için 15.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 30/07/2018 havale tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini 17.320,01 TL tedavi gideri, 54.729,28 TL maluliyet zararı, 10.513,89 TL estetik gideri olmak üzere 82.563,09 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı …; Davacı …’ın yaralanmasında şirketlerinin bir kusurunun bulunmadığını, bu olay nedeniyle şirket yetkilisi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalı Vedat Yılmaz’ın şirket çalışanı olmayıp davetli olduğunu, yaralanmaya sebep olan malzemeleri yanında getirerek kazaya kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, düğün salonuna giren davetlilerin taşıdığı malzemelerin kontrol edilmesinin mümkün olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dava, taksirle yaralama nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece; toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Davalı …’nin düğün salonu işletmecisi olup; olayın işletme tarafından tedarik edilen meşalelerin kullanılması ya da düğün salonu çalışanlarının ihmali sonucu meydana gelmediği, davalının kusursuz sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davalı … hakkında açılan davanın reddine;
davacı …’ın kaza tarihinde 9 yaşında olup; ilkokul 2. sınıf öğrencisi olduğu, gelir getiren herhangi bir işte çalışmadığı dolayısıyla geçici iş gücü zararının oluşmadığı gerekçesiyle geçici iş göremezlik talebinin reddine; davacıların davasının kısmen kabulüyle; 9.989,02 TL tedavi gideri, 10.513,80 TL estetik gideri, 49.396,60 TL daimi iş gücü kaybından kaynaklanan tazminat olmak üzere toplam 69.899.42 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın 21/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine; 2.500,00’er TL manevi tazminatın 21/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacılar … ve Ahmet Korkmaz’a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı … vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, istinaf kararı davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Davacılar … ve … vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesinden;
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince 2019 yılı için temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 58.800,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Adı geçen davacılar yönünden temyize konu edilen miktar (12.500,00 TL) yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından bu davacılar yönünden temyiz dilekçesinin HMK 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerekmiştir.
3- Davacı … vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a- Mahkemece, tazminatın belirlenmesi amacı ile aktüer bilirkişiden rapor alınmış, alınan raporda davacının kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresi belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapılmış, mahkemece bu rapor hükme esas alınmıştır.
Gerçek zarar miktarı; hak sahibinin bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu’nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.
Buna göre davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre belirlenerek ve pregresif rant tekniği kullanılmak suretiyle azminat miktarının hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
b- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi ( 818 sayılı BK 47) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, davacının yaralanma derecesi, olay tarihi, olayın gelişim biçimi ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Mahkemece daha üst seviyede manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar … ve …’ın temyiz dilekçelerinin reddine; (3a ve 3b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 29/06/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.