Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/3897 E. 2021/11121 K. 27.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3897
KARAR NO : 2021/11121
KARAR TARİHİ : 27.12.2021

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 14/12/2021 Salı günü davalı vekili Av. … geldi. Davacı adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; komşu taşınmazda davalının yaptığı inşaat nedeniyle müvekkilinin maliki olduğu 3 katlı binanın zarar görüp oturulamaz hale geldiğini, müvekkili ve çocuklarının oturdukları binayı boşaltıp ayrı ayrı ev kiralamak zorunda kaldıklarını, aynı işyerinde çalışmaları nedeniyle hesapları ortak olduğundan, aylık 700,00 TL den toplam 2.100,00 TL kira bedelini davacının ödediğini, binanın yıkılıp yeniden yapılmasının zaman alacağı ve bu süre içinde kira ödemek zorunda kalacaklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla meydana gelen zararın tazmini için 108.000,00 TL tazminatın ve davacının ödediği ve ödemek zorunda kalacağı kira bedellerinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 03/09/2017 tarihli miktar artırım dilekçesinde, binanın boşaltıldığı 03/11/2014 tarihinden dava tarihine kadar olan kira bedellerinin bilirkişi marifetiyle hesaplanmasından sonraki ıslah haklarını saklı tutarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.100,00 TL kira bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili; zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacıya ait binanın en az 30-40 yıllık kâgir bir bina olduğunu, hasarın davalının yaptırdığı inşaat çalışmalarından önce var olduğunu, inşaat nedeniyle yeni bir hasar meydana gelmediğini, müvekkilinin gerekli tedbirleri aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davacının binayı yıkılma tehlikesi altında boşalttığı tarihten itibaren iki yılık süre içinde davanın açılması nedeniyle zamanaşımı def’inin reddine karar verilmiş, binada oluşan zararın alınan bilirkişi raporları uyarınca komşu parselde yapılan inşaat çalışmalarından kaynaklandığı ve binanın oturulamaz hale geldiği, davalının komşu parsele zarar vermeyi önleyecek tedbirleri almadığı, arsa bedeli hariç binada oluşan zararları ve kira bedellerini ödemesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 108.800,00
TL tazminatın davalıdan tahsiline, 2.100,00 TL kira bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalının zamanaşımı def’inin yerinde görülmediği, davacının ıslah mahiyetindeki 03/09/2017 tarihli dilekçesinde kira bedeli için faiz talep ettiği, dava değil ıslah tarihi itibariyle faiz işletilmesi gerektiği, tespit dosyasında yapılan giderlerin yargılama gideri mahiyetinde olduğu, kararda bu yönde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bu giderler için ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmadığından, hükmün bu nedenle düzeltildiği belirtilerek, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın kabulü ile 108.800,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline, 2.100,00 TL kira bedelinin ıslah tarihi olan 03/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının hasara ilişkin tazminat istemi 108.000,00 olup, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın son oturumunda verilen kısa kararda 108.000,00 TL tazminatın tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş, gerekçeli kararda ise 108.800,00 TL tazminata hükmedilmiş ve böylece kısa kararla gerekçeli karar arasında açık bir çelişki ortaya çıkmış, davalı taraf bu hususu istinaf dilekçesinde ileri sürmemiş, bölge adliye mahkemesince yeniden kurulan hükümde de 108.800,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, bu husus Dairemizce mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olarak değerlendirilmiş ve bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK’nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden olmamasına ve özellikle davacının dava dilekçesinde her iki talebi yönünden de faiz isteminde bulunmuş olmasına karşın sadece ıslah dilekçesinde kira bedeli için faiz talebinde bulunduğu gerekçesiyle hasara ilişkin kurulan hükümde faize hükmedilmemiş ise de karşı temyiz olmadığından bu hususun bozma nedeni yapılmamış olmasına göre davalı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nın 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 5.538,23 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 27/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.