Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1041 E. 2021/3575 K. 23.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1041
KARAR NO : 2021/3575
KARAR TARİHİ : 23.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … Aleyhine 03/07/2006 gününde verilen dilekçe ile kurum zararına dayalı alacak istenmesi üzerine mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın zaman aşımı nedeniyle usulden reddine dair verilen 09/05/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından esasa yönelik, davalılardan … tarafından vekalet ücretine yönelik süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Dairemizin 15/04/2014 gün 2013/12857 esas ve 2014/6314 karar sayılı ilamında özetle; BK 53. maddesi gereğince kural olarak ceza mahkemesince verilen beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de; verilecek mahkumiyet kararı ve belirlenen maddi olgular hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olduğundan, davalılar hakkında resmi belgede sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, zimmet suçlarından Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2004/64 esas sayılı dosyasında yapılan ceza yargılamasının sonucu beklenerek, kesinleşmesinden sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği hususlarına değinilerek hükmün taraflar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılar hakkında yapılan ceza yargılamasında zamanaşımı süreleri dolduğundan düşme kararı verildiği, 818 sayılı BK’nun 60. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımın süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı kurum vekili ile davalılardan … vekili tarafından vekalet ücretine yönelik temyiz edilmiştir.
Haksız eylem tarihi olan 05/02/2001 tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60/1. ve 60/2. maddeleri uyarınca haksız fiilden kaynaklanan tazminat talepleri, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, her halde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylemden doğmuş ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüş ise haksız fiil sorumluluğunda da uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulanır.
Olay tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nın 205. maddesi “Bir kimse Türkiye Devleti hesabına olarak almaya veya satmaya yahut yapmaya memur olduğu her nevi eşyanın alım veya satımında veya pahasında veya miktarında veya yapmasında fesat karıştırarak her nesuretle olursa olsun irtikap eylerse on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasiyle cezalandırılır ve zarar kendisine ödettirilir.” şeklinde; aynı kanunun zamanaşımını düzenleyen 102/1-3. bendi ise “Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene” şeklinde düzenlenmiştir.
Dosya kapsamından; eldeki dava, haksız eylem sebebiyle oluşan maddi zararın tahsili istemine ilişkin olup; davacı kurumda sayman ve tahakkuk memuru olan davalıların davacı kurumu zarara uğrattıkları iddiası ile eldeki davanın açıldığı; davalılar hakkında 01/01/1997 ila 24/07/2002 tarihleri arasındaki eylemleri nedeniyle bilgisayar alımına ilişkin ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet, denetim görevini ihmal suretiyle zimmet, resmi belgede sahtecilik, suç işlemek için örgüt kurma, nitelikli dolandırıcılık suçlarından bozma sonrası Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/220 esas ve 2017/9 karar sayılı dosyasında ceza yargılaması yapılmıştır.
Somut olayda, davalılar hakkında 05/02/2001 tarihinde yapmış oldukları bilgisayar ve sarf malzemesi alımı nedeniyle ihaleye fesat karıştırmak suçundan ceza yargılamasının yapıldığı; bu anlamda davaya konu eylemin 05/02/2001 tarihinde meydana geldiği, eldeki davanın ise 03/07/2006 tarihinde açıldığı; buna göre, eylem için öngörülen uzamış ceza zamanaşımı süresinin yukarıda açıklanan kanuni düzenleme uyarınca 10 yıl olduğu dikkate alındığında, zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.
Şu durumda, davalıların zamanaşımı savunmasının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu sebeple kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekili ile davalılardan … vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 23/06/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.