YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1082
KARAR NO : 2021/5972
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “…Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen 26/01/2011 tarihli ilk karar, Dairemizin 13/11/2013 gün, 2012/18525 esas ve 2013/17586 karar sayılı ilamı ile, rücuen tazminat davalarında zamanaşımı süresinin bir yıl olduğu, zamanaşımı süresinin ödeme tarihinden başlayacağı ve davanın açıldığı tarih itibariyle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu ve eldeki davada bu süresinin dolmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; direnme kararı üzerine de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28/02/2018 gün, 2017/4-1471 esas ve 2018/416 karar sayılı ilamı ile ödeme tarihinden dava tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gözetilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuş ise de davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine bu defa Hukuk Genel Kurulunun 07/02/2019 gün, 2018/4-841 esas ve 2019/89 karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin isteminin Kanun’dan doğan alacak olduğu kabul edildiğine ve bu istemin rücuen alacak veya rücuen tazminat ile ilgisi bulunmadığına göre, 818 sayılı BK’nun 60. maddesinde (6098 sayılı BK’nın 72. maddesi) yer alan zamanaşımı kurallarının uygulanma imkânı olmadığı gibi, Kanun’dan doğan bu dava için ayrıca zamanaşımı süresi öngörülmediği dikkate alındığında, 818 sayılı BK’nun 125. maddesindeki (6098 sayılı BK’nın 146. maddesi) 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği belirtilerek yerel mahkemenin direnme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, davalının temyiz itirazlarının esastan incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir…” denilerek, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki “Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü” …’na devredildiğinden, mahkemece, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının usule uygun biçimde davaya dahil edilip taraf teşkilinin sağlandıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı aleyhine sonuçlandırılmasının doğru görülmediğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlandıktan sonra, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları bağlayıcı olmakla ilk karar dosya kapsamında iken karar düzeltme üzerine verilen karar fiziken ve UYAP ortamında dosya kapsamında bulunmadığından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilk bozma ilamı doğrultusunda davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahemece, bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Dosyanın UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemesi sonucunda davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07/02/2019 gün ve 2018/4-841 -2019/89 sayılı kararının UYAP sistemine 29/04/2019 tarihinde eklendiği, mahkeme karar tarihinin ise 03/12/2020 tarihi olduğu anlaşılmıştır. Şu halde; mahkeme karar tarihi itibariyle Hukuk Genel Kurulu’nun davacı vekilinin kararın düzeltilmesi isteminin kabulüne dair verilmiş bir kararı mevcuttur ve bu kararın yerel mahkemece değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 04/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.