YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1392
KARAR NO : 2021/5129
KARAR TARİHİ : 21.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu … Tic. San. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunmadığını, dava konusu taşınmazlarını diğer davalı …’ya devrettiğinden, bu tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Mahkemenin davanın reddine ilişkin karar Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13.03.2018 tarih 2015/13234 Esas 2018/2256 Karar sayılı ilamı ile tasarrufun iptali davalarının, mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik bulunduğundan asliye hukuk mahkemelerinin görevine girdiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren açılan davalarda artık asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin iş bölümü değil görev ilişkisi olduğunu, somut olayda da dava bu tarihten sonra 05.03.2013 tarihinde İİK.nin 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış olduğundan ve görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozmadan sonra ivazlar arasında bedel farkı olmadığı ve davalılar arasında bir yakınlık ve tanışıklık olduğu ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
1-Bu davaların görülebilmesi için diğer dava koşulları yanında, özel bir dava koşulu olarak tasarrufun borcun doğmundan sonra gerçekleşmiş olması gerekir.
Somut olayda, davacının alacağı, … İcra Müdürlüğünün 2012/13504 ve 16059 sayılı takip dosyalarına dayanmaktadır. …. İcra Müdürlüğünün2012/16059 sayılı takip dosyası yönünden borç kaynağı 31.10.2011 tarihinden başlayan çeklere dayanmakta dava konusu tasarruf ise bu tarihten sonra 28.05.2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Ancak … İcra Müdürlüğünün 2012/13504 sayılı takip dosayasındaki alacak 31.08.2012 ve 30.09.2012 tarihli çekten kaynaklanmakta olup, tasarruf bu tarihten önce 28.05.2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu durumda davacı alacaklıya ….İcra Müdürlüğünün 2012/13504 sayılı takip dosyasındaki alacağın tasarruf tarihinden önce doğduğunu ispatlama imkanı verilerek, gerekirse ticari defterlerinde bilirkişi incele yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Yapılan inceleme sonunda, tasarrufun borcun doğumundan önce olduğunun saptanması halinde bu takip dosyası yönünden davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
2-İİK’nun 280/1. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, aynı maddenin son fıkrasında ise ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılanını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, davalı … borçlu şirketten aynı gün 4 adet taşınmaz satın almıştır. Bu halde İİK’nun 280/3.maddesi kapsamında davalı üçüncü kişiye yapılan satışın borçlu şirketin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bunun için konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile dava konusu taşınmaz satış değerleri dikkate alınarak, iptali istenilen satışın borçlu şirketin 2011-2012- yıllarındaki bilanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığı araştırlarak oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
3-Tasarrufun iptali davalarında dava konusu mal borçlunun borcu nedeniyle davalı üçüncü kişinin elinden çıkmış ise üçüncü kişi cebri icra sonucu yapılan satıştan elinde artı bir para kalır ise o miktar ile sorumlu olur. Şayet taşınmaz üçüncü kişinin borcundan dolayı satılmış ise üçüncü kişi ihale bedeli kadar tazminatla sorumlu olur. Somut olayda dava konularından 1029 ada 39 parsel 10 nolu bağımsız bölüm, Trabzon İcra Müdürlüğünün 2012/12950 sayılı takip dosyasından 02.04.2014 tarihinde icra yolu ile dava dışı şahsa satıldığı görülmüştür. Bu satış borçlunun borcundan dolayı yapılmış ve ihale bedelinden bir artan yok ise, 1029 ada 39 parsel 10 nolu bağımsız bölüm yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, artan bedel var ise o bedelin, üçüncü kişinin borcundan dolayı satılmış ise ihale bedelinin davalı üçüncü kişiden tahsiline karar verilmesi gerekirken bu yönde bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 21/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.