YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1393
KARAR NO : 2021/5130
KARAR TARİHİ : 21.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … hakkında takip yapıldığını, alacağın tahsilinin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazını 28.09.2011 tarihinde düşük bedel ile diğer davalı …’ya devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin karar Yargıtay 17. Hukuk dairesinin 11.09.2018 tarih 2016/2770 Esas 2018/7624 Karar sayılı ilamı ile davacının alacağının 23.04.2012 ve 27.04.2012 tarihli çeklere dayanmakta olduğu, tasarrufun ise bundan önce 28.09.2011 tarihinde yapıldığı, çekin ticari hayatta vadeli ödeme aracı olarak kullanıldığından, davacı alacaklının da borcun bu tarihten önce 10.08.2011 tarihinde doğduğunu ileri sürdüğü, ancak davacının bu iddiası adi nitelikte düzenlenmiş bir sözleşmeye dayalı olduğu, tanık olarak bu davadan menfaati olan diğer takip borçlusunun ifadesinin esas alındığından ispat açısından yeterli görülmediği, mahkemece, tacir olan ve ticari defter tutmak zorunda olan davacı alacaklı şirket ile borçluların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak dava dayanağı takip dosyasındaki çek dayanağı ticari ilişki ve borcun doğumu araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozmadan sonra borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
Önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere, tasarrufun iptali davalarında diğer dava koşullarının yanında, tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olması gerekir. Dava konusu olayda, davacının alacağı 23.04.2012 ve 27.04.2012 tarihli çeklere dayanmakta, tasarruf ise bundan önce 28.09.2011 tarihinde yapılmıştır. Davacı alacaklıda borcun bu tarihten önce 10.08.2011 tarihinde doğduğunu ileri sürmüştür. Bozma ilamında tarafların ticari defterlerinde inceleme yapılması istenilmiş ancak davacı vekili şirketin kendisine ait olmadığından ticari defter sunamayacağını, ancak borç kaynağı çeklerin dip koçanlarının bankaya ibraz tarihinin sorulmasını talep etmiş mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır.
Borcun doğumunun tasarruf tarihinden önce olduğunu ispat külfeti davacı alacaklıya aittir. Davacı bu koşulun ispatı için dava konusu çek koçanlarının bankaya ibrazının sorularak, bu yönde alınacak bilgi ile iddiasının ispatını istediğine göre, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.