YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14308
KARAR NO : 2021/5989
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yerel mahkemece verilen, gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 04/11/2020 gün ve 2018/2777-2020/6570 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, davalılardan … aleyhine Muğla 1. İcra Müdürlüğü’nün 2005/2286 sayılı dosyası ile … Muğla Şubesinin 103.131,54 TL alacağı için takip yapıldığını, takipte davalılardan …’nün müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, sonradan dosya borcuna faiz indirimi uygulandığını, 92.500,00 TL olarak davacı …’nün bankaya bu borcu ödediğini ve böylelikle takip dosyasının kendisine bankaca temlik edildiğini, tapuda yapılan incelemede borçlu …’nin hakkında açılan takibi sonuçsuz bırakmak amacıyla Muğla ili, … ilçesi, … Mahallesi, … mevkii pafta 11 ada 21 parsel 3’de kayıtlı bulunan taşınmazını 22.12.2005 tarihinde davalı …’a 4.000,00 TL bedelle, … tarafından 04.01.2006 Tarihinde 4.500,00 TL bedelle …’a, 14.06.2006 tarihinde de … tarafından …’ya 7.000,00 TL bedelle devrettiğini belirterek İİK’nun 227 vd maddeleri uyarınca yapılan tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan …, … ve …; aciz vesikası şartı yerine getirilmediğinden davanın ön koşul yokluğundan reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yapılan yargılama sonucunda yerel mahkemece; davacı tarafından sunulmuş bir kat’i aciz belgesi olmadığı gibi İİK’nın 105.maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliği taşıyan haciz tutanağı bulunmadığından, takip dosyası içeriğinden de davalı borçlu adına
taşınmaz üzerine davacı tarafından konulmuş hacizler olduğu ve kıymet takdiri işlemlerinin devam ettiği anlaşıldığından ve yine davacıya verilen uygun süreye rağmen aciz vesikası da sunulamadığından bahisle asıl ve birleşen dosyaya ilişkin davaların, dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen 30/01/2015 tarihli kararın, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay(Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 04/11/2020 gün ve 2018/2777-2020/6570 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından süresi içinde kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
Dosyanın yeniden yapılan incelemesi sonucunda:
Mahkemece; davacı tarafından sunulmuş bir kat’i aciz belgesi olmadığı gibi İİK’nın 105.maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliği taşıyan haciz tutanağı bulunmadığından bahisle asıl ve birleşen dosyaya ilişkin davaların, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmişse de; dava konusu takip dosyası içeriğinden davalı borçlu adına kayıtlı 44 ve 47 parseller ile iki aracın olduğu, anılan taşınmaz ve araçlara davacı tarafından haciz konulduğu, 47 parselin 22.2.2010 tarihinde icra yoluyla satıldığı ve davacıya 7.2.2014 tarihinde 16.452,64 TL ödendiği, borçlu adına kayıtlı araçlardan birinin vergi borcu nedeniyle ilgili vergi dairesi tarafından 26.2.2010 tarihinde 5.400 TL bedelle satıldığı ve davacıya para düşmediği, diğer… plakalı 1999 model ford kamyonet üzerinde davacının haczinden önce …’ın rehni olduğu, hacizli 44 parselin de icra yoluyla satıldığı ancak ihalenin feshi davası sonucu satışın iptal edildiği 3.12.2014 tarihli kıymet takdiri sonucu taşınmazın değerinin 16.180 TL olarak belirlendiği 22.10.2015 tarihinde de anılan taşınmazın icra satışı sonucu 10.175 TL bedelle satıldığı 6.2.2014 tarihi itibarıyla davacı alacağının 279.882,35 TL’ye ulaştığı, davalı borçlunun iki taşınmaz ve iki araç dışında başka malvarlığı bulunmadığı, bunlardan da iki taşınmaz ve bir aracın icra sonucu satıldığı, 10.3.2010 tarihli haciz tutanağından borçlunun tebligat adresinden taşınmış olması nedeniyle haciz yapılamadığı, 20.2.2014 tarihli haciz tutanağından ise borçluya ait haczi kabil mal olmadığının belirlendiği anlaşıldığından 10.3.2010 ve 20.2.2014 tarihli haciz tutanaklarının İİK’nun 105 maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu kabul edilerek diğer dava koşulları yönünden dosyanın incelenmesi, diğer dava koşullarının varlığı halinde de dava konusu tasarrufun iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçeyle davanın reddi isabetli görülmemiştir. Tarafları ve davacının davalı borçlu hakkında yaptığı icra takip dosyasının aynı olduğu; Muğla 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10/09/2014 tarih ve 2006/307-2014/502 sayılı tasarrufun iptali davasında da; Mahkemece davacı tarafından kat’i veya geçici aciz belgesi sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmişse de, Yargıtay(Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 17/01/2017 tarih ve 2015/17284-2017/170 sayılı ilamıyla; aynı gerekçelerle; 10.3.2010 ve 20.2.2014 tarihli haciz tutanaklarının İİK’nun 105 maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu kabul edilerek diğer dava koşulları yönünden dosyanın incelenmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 04/11/2020 gün ve 2018/2777-2020/6570 sayılı onama ilamının kaldırılarak; hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 04/11/2020 gün ve 2018/2777-2020/6570 sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkemenin 30/01/2015 gün ../…
ve 2006/308-2015/27 sayılı hükmünün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya geri verilmesine 04/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.