YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15470
KARAR NO : 2021/4520
KARAR TARİHİ : 13.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-KARAR-
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazına gelince;
2-Davacı, 25/12/2013 tarihli Ünye Haber Gazetesi’nde yer alan davalıların gerçek dışı ifadeleri ile kendisine hakaret edildiğini belirterek, her bir davalıdan ayrı ayrı 10.000,00’er TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar, ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtip, istemin reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/10/2014 tarihli ilk karar davalılar vekilince temyiz edilmiş; Dairemizin 2015/10337 esas, 2017/1178 karar sayılı ve 27/02/2017 tarihli ilamı ile davalılar hakkında basın yoluyla hakaret suçundan açılan ceza davasında verilecek kararın kesinleşmesi beklenerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın haber tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi (818 sayılı BK 49. maddesi) hükmüne göre, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken, saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da
amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda; olay tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, davalıların konumu ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında, hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla olmuştur. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalıların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 13/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.