YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1621
KARAR NO : 2023/7891
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/ 1417 E., 2020/899 K.
HÜKÜM/KARAR : İstinaf İsteminin kısmen kabul / Davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/509 E., 2017/410 K.
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu…. aleyhine takip başlatıldığını, takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğini belirterek; bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde , dava dayanağı takibin kesinleşmediğini ve satışların muvazaalı olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Taşınmazların tasarruf tarihindeki rayiç değerleri ile akit senetlerindeki değerleri karşılaştırıldığında değerlerin birbiri ile uyumlu olmadığı ve söz konusu tasarruf tarihlerinin davalı borçlu … hakkında takibe esas sözleşme tarihi ve takibe konu borcun ortaya çıkışından sonra yapıldığı hususu ile davalı …’ın takibe konu borcu karşılayacak mal varlığının bulunmadığı, mevcut aracı üzerinde de birden fazla haczin bulunduğu hususu ile davalı borçlunun aleyhine yürütülen takibe konu alacağın davaya konu 3 taşınmazın değerini aşar nitelikte olması da gözönüne alınarak davalılar …, … ve …’ e yapılan devirlerin alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan muvazaalı devir niteliğinde olduğu ve iptali gerektiği ayrıca davalı …’in kendisine devredilen taşınmazın bilahare 20.10.2014 tarihinde dava dışı …’a sattığı göz önüne alınarak dava dışı kişiye satış tarihi itibariyle taşınmazın akit senedinde belirtildiği gibi 7.000,00 TL değere haiz olmayacağı anlaşılmakla 04.10.2017 tarihli celsedeki davacı vekilinin imzalı beyanı göz önüne alınarak 30.09.2014 tarihi itibariyle saptanan 77.512,74 TL değerin 20.10.2014 tarihi itibariyle de geçerli değer olarak kabulü ile davalı …’in taşınmazı dava dışı kişiye devir tarihi itibariyle rayiç değeri tutarında tazminatla davacıya karşı sorumlu tutulması sonucuna varıldığı.” gerekçesi ile borçlunun davalılar Sinan Doksenyedi ile …’a yapılan taşınmaz satışlarının iptaline davalı …’in 77.512,74 TL bedelden 20.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsile ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, satışların tapuya güven ilkesi gereği iyi niyetle gerçekleştiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,”…Borçlu tarafından davalı …’a satılan taşınmaz yönünden tapudaki satış bedeli (borçlunun 1/2 hissesi 125.000,00 TL) ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer arasında (1/2 hisse 225.000 TL) arasında misli fark bulunmamakla birlikte, 10.12.2015 ve 25.04.2017 tarihli hacizlerin tutanaklarının borçlunun Sinan’a sattığı taşınmazda yapıldığı, dolasıyla borçlunun halen sattığı taşınmazda oturmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması, davalı …’ın borçlunun durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olması nedeniyle anılan tasarrufun İİK’nun 280/1 maddesi gereğince iptale tabi bulunmasına, dava konusu diğer iki taşınmaz yönünden ise tapudaki satış bedelleri (Kazan’daki taşınmaz 7.000,00 TL, Polatlı’daki taşınmaz 53.000,00 TL) ile dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun bulunan bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değerler arasında (Kazan’daki tasarruf tarihinde 76.534,92 TL, 30.09.2014 tarihinde 77.512,74 TL, Polatlı’daki 187.620,66 TL) arasında misli fark bulunması nedeniyle anılan tasarrufların İİK’nun 278/III-2 maddesi gereğince iptale tabi bulunmasına göre davalılar … … ve …’ın tüm; davalı …’in sair istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
İİK’nun 283/2 madde gereğince hakkındaki dava bedele dönüşen davalı …’in davacının dava konusu takip dosyasındaki alacak ve fer’ileriyle sınırlı dava konusu taşınmazı elinden çıkardığı 20.10.2014 tarihindeki değeri olan 77.512,74 TL ile faizsiz olarak nakten tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken tazminata elden çıkardığı tarihten itibaren faiz uygulanması doğru görülmediğinden davalı …’in anılan taşınmaza yönelik istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının anılan taşınmaz yönünden kaldırılmasına ve istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir…” gerekçesi ile davalılar …, … ve …’ın vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı … vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bedel faiz yürütülmesinin yerinde olduğu halde kaldırılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.