Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/16336 E. 2022/17037 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16336
KARAR NO : 2022/17037
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili; 10/12/2017 tarihinde, davalının sevk ve idaresinde bulunan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucunda, bu araçta yolcu olarak bulunan müvekkillerinin desteğinin vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkillerinden kızını kaybeden … için 30.000,00 TL ve … için 30.000,00 TL, müvekkili ölenin kardeşi … için 30.000,00 TL, ölenin çocukları olan müvekkilleri … ve … için ayrı ayrı 40.000,00 TL olmak üzere toplam 170.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 03/10/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle destekten yoksun kalma tazminatı talebini müvekkili … için 45.135,17 TL, müvekkili … için 41.865,29 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili; meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı … yönünden maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 29.265,496 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacı … yönünden manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 6.400,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacı … yönünden maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.334,864 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacı … yönünden manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 6.400,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacılardan …,… ve … yönünden maddi tazminat istemlerinin reddine, davacı … yönünden manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacı … yönünden manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacı … yönünden manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 4.800,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş; Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerekçeye ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davacılar vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi gereğince hâkimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç; edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda; dava konusu trafik kazasında desteğin kusurunun olmaması, davacıların ölene yakınlığı ile yukardaki ilkeler göz önüne alındığında, davacılar yararına hüküm altına alınan tazminat miktarı az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
3-Tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava arkadaşlığı; davacı taraf ya da davalı tarafta birden fazla kişi bulunması hali olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 57. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İhtiyari dava arkadaşlığında; birden çok kişi, birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu haller, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, el birliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması durumlarıdır. Sayılan bu üç durum dışında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu değildir. Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde ise mecburi dava arkadaşlığı vardır.
Eldeki davada, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğuna göre hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca, her bir davacı yönünden kabul edilen ve reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları bakımından, ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken toplamlar üzerinden tek vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle de Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte gösterilen nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile (3) numaralı bentte gösterilen nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalıya geri verilmesine 14.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.