YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17037
KARAR NO : 2021/9773
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muvazaa davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara yönelik olarak Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kanun yararına bozma talep edilmesi üzerine dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; Aydın ili Kuşadası ilçesi Güzelçamlı 301 ada 168 parselde kayıtlı taşınmazı kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalı kooperatife devrettiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre kooperatifin belirlenen süre içerisinde inşaatı bitiremediğini, bunun üzerine müvekkilinin 05/06/1995 tarihli sözleşme uyarınca geç teslim nedeni ile alacakların toplamının tahsili istemi ile icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleşmesi üzerine davalı kooperatif adına kayıtlı 301 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazların üzerine haciz konulduğunu, ancak diğer davalı şirket tarafından 20/06/2008 ve 21/07/2008 vade tarihli senetler dayanak gösterilerek Kırıkkale 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2052 esas sayılı dosyası ile davalı kooperatif aleyhine icra takibi başlatıldığını, yine davalı şirket tarafından 25/08/2008 tarihli fatura dayanak gösterilerek Kırıkkkale 4. İcra Müdürüğünün 2008/3146 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, kooperatifin böyle bir borcu olmamasına karşın bu takiplerin davasız kesinleştiğini, kesinleşmesinden sonra kooperatif üzerine kayıtlı taşınmazlar üzerine haciz konulduğunu ve cebri icradan davalı şirkete alacağına mahsuben ihale edildiğini, halbuki kooperatifin resmi defterlerinde bu borçlandırıcı işlemlerin yer almadığını, bu takiplerdeki amacın borçlu S.S Kırıkkale Berksen Sahil Konut Yapı Kooperatifi aleyhine müvekkili tarafından başlatılan icra takibi ve tescil davasının sonuçsuz bırakmak amacıyla mal kaçırmak olduğunu belirterek; Kırıkkale 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/3146 esas sayılı dosyası ile gerçekleştirilen cebri satış işlemlerinin müvekkilinin alacağını almasına ve tescil talebine engel olmak amacıyla danışıklı olarak gerçekleştirilmesi sebebi ile Kuşadası 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1618 esas sayılı dosyasındaki alacaklarının Kuşadası Güzelçamlı 301 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazlar üzerine haciz konulup satış istenmesi suretiyle tahsili konusunda taraflarına yetki verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif temsilcileri; söz konusu taşınmazların tapularını sahte belgelerle zimmetlerine geçiren Kafkas-Ay Gıda İnşaat Temizlik Üretim Taahhüt İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden alınarak kooperatiflerine teslim edilmesini, söz konusu parseller üzerindeki yapılaşmanın yeniden tespit edilmesini savunmuştur.
Davalı şirket vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davacının davasının kısmen kabulü ile; Kırıkkale 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/3146 ve Kırıkkale 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2052 esas sayılı takip dosyalarına dayanak senetlere dair tasarrufun iptaline, davacıya Kuşadası 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1618 esas sayılı dosyasına esas olmak üzere Kuşadası ilçesi Güzelçamlı mahallesi 301 ada 2 parselde kayıtlı 4, 5, 6, 24 nolu bağımsız bölümler hakkında haciz ve satış yetkisi verilmesine, karar verilmiş; hükmün Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından HMK’nın 363. (HUMK’un 427.) maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
Dava; TBK’nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.
HMK’nin 33. maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
Somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava; niteliği itibarıyla BK’nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK’nun 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler.
3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere,muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Bu madde sadece davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin kıyasen uygulanması olup üçüncü kişinin tazminatla sorumlu olacağı anlamına da gelmemelidir.
Mahkemece; Kırıkkale 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/3146 ve Kırıkkale 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2052 sayılı takip dosyalarına dayanak senetlere dair tasarrufun iptali ile dava konusu edilen taşınmazlardan 24 nolu bağımsız bölüm yönünden davanın kabulü ile bu taşınmazla ilgili olarak haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.Dosya içerisindeki belgelere göre; dava konusu edilen 24 nolu bağımsız bölüm yönünden yapılan incelemede, muvazaalı olduğu iddia edilen Kırıkkale 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/3146 ve Kırıkkale 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2052 sayılı takip dosyalarında alacaklı olan davalı Kafkas-Ay Gıda İnşaat Temizlik Üretim Taah.İth.İhr.ve Tic.Ltd.Şti. tarafından davalı S.S.Kırıkkale Berksan Sahil Konut Yapı Kooperatifi aleyhine takip yapıldığı ve bu takip kapsamında 17/12/2008 tarihinde davalı borçlu kooperatifin adına kayıtlı dava konusu 24 nolu bağımsız bölümüne haciz konulduğu, 14/10/2010 tarihinde bu taşınmazın cebri icradan alacağına mahsuben davalı Kafkas-Ay Gıda İnşaat Temizlik Üretim Taah. İth. İhr. ve Tic. Ltd. Şti.ne ihale edilerek adına tescili sağlanıp, daha sonra Kafkas-Ay Gıda İnşaat Temizlik Üretim Taah. İth. İhr. ve Tic. Ltd. Şti.nin borcu nedeniyle Kuveyttürk Bankası lehine 09/10/2012 tarihinde ipotek tesis edildiği ve Kuşadası 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/55 talimat sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip sonucunda 16/09/2014 tarihinde dava dışı Şafak Çarıkçı’ya ihale edildiği anlaşılmaktadır. Genel hükümlere tabi olan BK 19’a dayalı davalarda son malikin de davada taraf gösterilmesi gerekmektedir. Son malik olan dava dışı Şafak Çarıkçı’nın taraf gösterilerek davaya devam edilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden 6100 Sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 429. maddesi gereği kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nin 363. maddesi (1086 Sayılı HUMK’nin 427. maddesi) uyarınca hükmün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmi Gazetede yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine, 06/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.