Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/17156 E. 2021/4757 K. 15.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17156
KARAR NO : 2021/4757
KARAR TARİHİ : 15.09.2021

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki haksız eylemden kaynaklanan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 114/1-b maddesi uyarınca davanın usulden reddine dair verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili; 04/08/2017 tarihinde müvekkilinin ekmiş olduğu araziyi su bastığını, su baskını nedeniyle meydana gelen zararı … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/37 Değişik İş dosyası ile tespit ettirdiklerini, tespit üzerine … Noterliğinin 06/09/2017 tarih ve 25529 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalılardan söz konusu zararın tazminini talep ettiklerini, davalıların ödeme yapmaktan imtina ettiklerini, bunun üzerine … İcra Müdürlüğünün 2017/12609 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalıların haksız bir şekilde takibe itiraz ettiğini, bunun üzerine takibin durduğunu belirterek davalıların itirazının iptaline, takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili ve davalı … vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, kamu hizmeti görmekle yükümlü olan idarelerin, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi olmadıkları, kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararların niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olduğu, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusuruna dayalı olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nun 114/1-b maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun 1/2. maddesi uyarınca sulama birliklerinin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu, aynı Kanun hükümleri uyarınca; …’nin uygun görüşü alınmak suretiyle ana statülerinin ilgili Bakanlıkça onaylanması sonucu tüzel kişilik kazandıkları ve hizmet alanları içerisinde…’nin sahip olduğu görev ve yetkilere sahip oldukları, görev alanı içindeki tesislerin işletme, bakım, onarım ve yönetim hizmetleri sulama birliklerinin görevleri arasında olduğu, davaya konu olayda, bir kamu kurumu olan davalı … Kooperatifinin ve …’nin görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle davacının tarlasının zarar gördüğünün ileri sürüldüğü, bu olgunun, kamu hizmeti ile ilgili ve hizmet kusuruna ilişkin olduğu, idarenin, hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayı; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerektiği, görev sorununun, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden dikkate alınacağı, ilk derece mahkemesince, buna göre ilk derece mahkemesi tarafından yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının davalı …’ne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı …, bir kamu kurumu olup, eylem ve işlemleri kamusal nitelik taşımaktadır. Davaya konu alacağın, davalı kurumun görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeninden kaynaklandığı savunulduğuna göre; istemin idare hukuku kuralları çerçevesinde ve idari yargı yerinde değerlendirilmesi gerekmektedir. İtirazın iptali davası sırasında, icra takibinin temelini oluşturan ve aslı da idari eylem olan alacağın varlığının ve kapsamının hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesi kabul edilemez.
Diğer yandan, idari yargı yerinde “itirazın iptali” biçiminde bir dava yolu düzenlenmediğinden, adli yargı yerinde yargı yolu bakımından görevsizlik kararı da verilemez. Bu durumda, istem idari yargı yerinde dava konusu edilip oradan bu konuda bir karar alınmadan icra takibi yapılmasına ve icra takibine itiraz üzerine adli yargı yerinden itirazın iptalinin istenmesine yasal olanak bulunmadığından, davacının istemi dinlenilebilir nitelikte değildir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davacının davalı …’ne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre; dava konusu olayın “… Çiçekli Sulaması” sulama sahasına mücavir olduğu hususunun tespit edildiği, …Çiçekli Sulaması’nın işletme, bakım ve yönetim sorumluluğunun davalı … tarafından diğer davalı … Kooperatifine 10/04/2007 tarihli devir sözleşmesi, 25/06/2007 tarihli Bakanlık Oluru ve 23/02/2009 tarihli devir protokolü ile devredildiği, söz konusu sulama kanallarındaki taşkın nedeniyle davacının ekmiş olduğu araziyi su bastığı, su baskını nedeniyle arazideki ekinde zarar meydana geldiği, davacının söz konusu zararı tahsil etmek amacıyla ilamsız icra takibi yaptığı, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, davacının bu nedenle itirazın iptali davası açtığı anlaşılmıştır.
İdari yargı yerlerinde açılacak davalarda husumetin kimlere yöneltileceğine ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2. maddesi gereğince, idari yargı yerlerinde ancak ilgili idare kurumu dava edilebilir. Bu yasal düzenlemeye göre, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri aleyhine İdare Mahkemelerinde dava açılamaz. Somut olayda ise, davalı … bir kamu kurumu değildir.
Şu halde, özel hukuk tüzel kişisi aleyhine açılan eldeki davanın, davalı … yönünden görüm ve çözüm yeri idari yargı olmayıp adli yargı yeridir. Mahkemece, açıklanan yön gözetilmeden, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle; temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının HMK’nun 373/1. maddesi gereğince kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının HMK’nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin bölge adliye mahkemesine gönderilmesine. peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.