YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1777
KARAR NO : 2021/5024
KARAR TARİHİ : 20.09.2021
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi tarafından verilen temyiz isteminin reddine dair ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalı borçlu …’ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla kardeşi davalı …’dan aldığı taşınmazı 14.02.2014 tarihinde eşi davalı … … adına tescil ettirdiğini, …’in taşınmazı 25.12.2014 tarihinde davalı …’a sattığını, taşınmazı ipotek ettirerek borçlu …’ın 06.03.2014 tarihinde banka kredisi aldığını, taşınmazın halen borçlu ve ailesi tarafından kullanıldığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline, taşınmaz elden çıkarılmış ise davalıların nakden tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı borçlu …; davaya cevap vermemiştir.
Davalı … … vekili; davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; dava konusu taşınmazın hiçbir zaman davalı …’a ait olmadığını, tasarrufun iptali davasının şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili; dava konusu taşınmazın borçlu …’dan değil, eşi …’den iyiniyetle ve ipotekle alındığını, ipotek bedelini ödediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, salt bedelde meydana gelen düşüklüğün muvazayı ispat etmeyeceği, muvazaanın ispatının her türlü delil ile mümkün olduğu, ancak somut uyuşmazlıkta olduğu gibi yalnızca akrabalık ve yakınlık bağının mevcudiyeti ile yakınlar arasında yapılan devirlerin muvazaalı olduğu gibi bir kabulün hukuki güvenirlilik ve serbestçe tasarrufta bulunma hakkının engellemesi mahiyetine geleceği, hiç bir zaman borçlunun mülkiyetine girmemiş ve dahi bir kısım devirleri borcun doğumundan sonra gerçekleşen işbu taşınmazın temlikine dair satış işlemlerinin muvazaalı olduğunun kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, iptali istenen 14.02.2014 tarihli tasarruf 17.07.2014 tarihli borçtan önce yapıldığından davanın önkoşul yokluğu nedeniyle reddine ve kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına AAÜT’nin 3/2 ve 7/2 maddesi gereğince maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmediğinden davacı ve davalı … … vekillerinin istinaf istemlerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b-2 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, 13/01/2021 tarihli ek karar ile davacı vekilinin 10.12.2020 tarihli temyiz dilekçesinin 6100 sayılı HMK.nın 366/1 ile 362/1-a maddesi uyarınca reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde; davacı vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin olarak verilen 13/01/2021 tarihli ek kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz taleplerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararın ONANMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, Dairemiz karar örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı 59,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.