YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1802
KARAR NO : 2021/5994
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 21/10/2019 tarih, 2017/1473 Esas ve 2019/9706 Karar sayılı bozma ilamında; “Mahkemece; davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının … İş Mahkemesinde hangi esasa kaydedildiği ilgililerinden de sorulup dosyanın hangi aşamada olduğu tespit edildikten sonra; sonucu ve kesinleşmesi beklenerek toplanan ve toplanacak delillere göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; itirazın iptali davasının takipsizlik sonucu açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu hali ile takibe yapılan itirazın ise iptaline veya kaldırılmasına karar verilmemekle itirazın devam ettiği, kanunun aradığı anlamda tasarrufun iptali şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu özelliği nedeniyle iptal davasının dinlenebilmesi için, öncelikle davacının borçludaki alacağının gerçek olması, tasarrufta bulunan kişinin de gerçekten borçlu olması gerekir. Bu nedenle iptal davasında davalı 3.kişi aciz belgesine bağlanan alacağın gerçekte olmadığını savunabilir ve ispat edebilir.
Somut olayda; davalı borçlu …’ın, hakkında yapılan dava konusu icra takibine itiraz ettiği, itirazı üzerine takibin durduğu ve bunun üzerine davacı vekili tarafından … 1.İş Mahkemesi’nde itirazın iptali davası açıldığı ve … 1.İş Mahkemesi’nin 04/04/2017 tarih ve 2007/26E-2017/355K sayılı kararıyla davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın 16/01/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ancak; davacı vekili bu defa … 2.İş Mahkemesi’nde alacak davası açmış ve … 2.İş Mahkemesi’nin
2018/808E-2021/297K sayılı kararıyla 78.219,06 TL’nin ödeme tarihi olan 01/12/2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, verilen karar henüz kesinleşmemiştir. Bu durumda mahkemece; somut olayın özelliğine göre … 2.İş Mahkemesi’nin 2018/808E-2021/297K sayılı alacak davasının kesinleşmesi beklenerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, 04/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.