Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1814 E. 2021/5034 K. 20.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1814
KARAR NO : 2021/5034
KARAR TARİHİ : 20.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 29.04.2019 tarih, 2016/7839 Esas ve 2019/5208 Karar sayılı bozma ilamında; “dördüncü kişi konumundaki davalılar … ve … yönünden ivazlar arasındaki fahiş farkın yeterli olmayıp kötü niyetinin ispatlanmış olması gerektiği, bu davalılar yönünden (İİK. 282. maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçünçü kişi) İİK. 280/3 maddesinde uygulama yerinin olmadığı, davalı … ve …’un kötü niyeti ispatlanamadığından, davanın davalılar … ve … yönünden reddi, İİK’nun 283.maddesi gereğince davalı …’ın taşınmazı elinden çıkardığı 28/01/2013 tarihindeki değeri oranında alacakla sınırlı olarak tazminatla sorumlu tutulması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; borcun ödenmesiyle davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı alacaklı; müvekkilinin davalı …’dan alacağını tahsil amacıyla icra takipleri başlattığını, borçlunun borcu karşılayacak malı bulunmadığını, ancak yapılan araştırmada dava konusu taşınmazlardan 238 ada, 3 parsel, 2 nolu dükkanını davalı …’a, 1857 ada, 330 parsel, 16 nolu bağımsız bölümünü ve 1038 ada, 8 parsel, 2 nolu dükkanını davalı …’a, davalı …’ın da 1038 ada, 8 parsel, 2 nolu dükkanı 1/2’şer hisse halinde davalı … ve …’a devrettiğini, bu devirlerin muvazaalı olduğunu belirterek tasarrufların iptalini talep etmiştir. Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda; davanın davalı … yönünden reddine ve lehine 2.760,00 TL vekalet ücretine karar verilmiş ve karar Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 29.04.2019 tarihli kararı ile davalı …’ın taşınmazı elinden çıkardığı 28/01/2013 tarihindeki değeri oranında alacakla sınırlı olarak tazminatla sorumlu tutulması yönünden bozulmuş, mahkemece bu bozma ilamına uyma kararı verilmiştir. Bu hali ile davalı …; hakkındaki davanın reddi kararını temyiz etmediğinden, kendisi lehine hükmedilen vekalet ücreti kesinleşmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalı … lehine hükmedilen vekalet ücretinin değiştirilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK’nın 370/2 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 5. bendindeki “7.759,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’a verilmesine” ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerine “2.760,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı …’a verilmesine” ibarelerinin yazılmasına hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 20/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.