Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1821 E. 2021/5135 K. 21.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1821
KARAR NO : 2021/5135
KARAR TARİHİ : 21.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R –
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu … hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı ve haklarındaki takipleri sonuçsuz bırakmak için dava konusu taşınmazını 30.10.2003 tarihinde davalı …’a onunda 01.08.2008 tarihinde davalı …’e sattığını belirterek bu devirlere ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 27.03.2018 tarih 2015/15608 Esas 2018/3304 Karar sayılı ilamı ile İİK’nun 277.maddesine göre davanın görülebilmesi için gerekli olan kesinleşmiş ve varlığını devam ettiren bir takip olmadığından bahisle, bu hukuki sebebe dayalı davanın reddi kararı yerinde olmakla birlikte terditli olarak talep edilen BK’nun 19.maddesi gereğince de davanın reddine karar verilmesi isabetli olmadığı,somut olayda, davacının 60.471,00 TL alacağı için bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı ve Burdur İcra Mahkemesi’nin 2013/138 Esas 2013/223 Karar sayılı ilamı ile icranın geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleşmesi ile takibin sonuçsuz kaldığı, ancak bu halde davacının alacağının bulunmadığını söylemek mümkün olmadığı,sadece o bonoya dayalı olarak takip hakkı olmayıp adi alacak olarak tahsilini talep etme hakkı var olduğundan, BK’nun 19.maddesine göre işin esasına girilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozmadan sonra salt taşınmazın düşük bedel ile satılmasının muvazaayı ispat için yeterli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TBK’nun 19.maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı satış işleminin iptaline ilişkindir.
Davacı alacaklı dava konusu taşınmazın, alacağın tahsilini engellemek olmak amacı ile 30.10.2003 tarihinde davalı …’a ondan da 01.08.2008 tarihinde davalı …’e satıldığını ileri sürmektedir. Dava konusu alacak 25.06.2003 tarihinde düzenlenen 209.000,00 TL senetten kaynaklanmaktadır. Borçlu … 30.10.2003 tarihinde dava konusu
10.000,00 TL değerindeki taşınmazı halasının eşi yani eniştesine 3.600 TL bedeli ile satmış, eniştesi ise 01.08.2008 tarihinde bu kez borçlunun annesi…’e 50.TL ye satmıştır. Davalı anne… hakkında aynı zamanda takip konusu senette ilk olarak borçlu sıfatı ile takip yapılmış, daha sonra imzaya itirazı kabul edilerek hakkındaki takip düşmüştür.İkinci satış da bu tarihten sonra yapılmıştır.Tüm olgular birlikte değerlendirildiğinde, davalı borçlunun halasının eşi …’in ve daha sonra taşınmazı alan borçlunun annesi…’in borçlunun mali durumunu ve alacaklılardan mal kaçırma amacını bilmediği kabul edilemez.
Bu halde, satışın muvazaalı olduğunun kabulü ile dava konusu taşınmazın 9/32 hissesinin borçlu tarafından satışının yapıldığı, bu hissenin bağımsız bölüme dönüşen taşınmazda 1 nolu bağımsız bölüm sahibi…’in bu taşınmazdaki borçlu hissesi dışında 1/4 hisesininde eşinden geldiği dikkate alınarak hüküm tesis edilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.