Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/18666 E. 2022/16792 K. 12.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18666
KARAR NO : 2022/16792
KARAR TARİHİ : 12.12.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, … tarafından davanın kısmen kabulüne ve … tarafından davalı vekilinin itirazının kabulü ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı vekili; davacıya ait olup davalı şirketçe kasko poliçesiyle sigortalı aracı kullanan davacının eşi … tarafından yapılan kaza sonucu aracın hasar gördüğünü, sürücüde tespit edilen alkol oranı 0,37 promil olduğu halde davalının ödeme yapmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 204.800,00 TL. hasar bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; poliçede mürtehin kaydı olan bankanın tazminatı talep hakkı olduğundan davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, sigortalı aracı kullanan sürücünün alkollü olduğu esnada kaza yapması nedeniyle zararın teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
… tarafından; davanın kısmen kabulü ile 200.000,00 TL. tazminatın davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine; davacının sigortalı aracı çekme belgeli olarak davalı sigortacıya devir ve teslimine dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, … tarafından; davacıya ait araç sürücüsünün kimliğinin ve alkollü olup olmadığının tespitini sağlamak bakımından doğru beyan yükümlülüğü altında olduğu halde bunun yerine getirilmediği, alkolsüz gerçek sürücü tarafından kazanın yapıldığı konusunda ispat yükü üzerine geçen davacının bunu yerine getiremediği ve zararın teminat dışı olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin UHH kararına karşı yaptığı itirazın kabulüyle, UHH kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacının eşi …’ın davacıya ait aracın sürücüsü olduğu, aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge niteliğinde olan kaza tespit tutanağı ile saptanmış ve kazaya ilişkin resmi belgelere dayalı olarak davacı taraf, kasko sigortacısı olan davalıdan tazminat istemiyle eldeki davayı açmış; alkol ile kaza arasında münhasırlık bulunmadığını kabul eden UHH tarafından tazminata karar verilmiş; bu karara karşı, davalı sigortacının yaptığı itirazı dosya üzerinden inceleyen İHH tarafından, ispat yükünün yer değiştirdiği ve davacının bu yükümlülüğü yerine getiremediği (zararın teminat dışı olduğu) kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
…’nin, zararın teminat dışı oluşuna ilişkin karar gerekçesi incelendiğinde; davalı sigortacı tarafından alınan 06/12/2019 tarihli hasar araştırma raporunun düzenlenmesi için, araştırmacının tek yanlı olarak tanık sıfatıyla yazılı beyanlarını aldığı … ve …’ın anlatımlarının esas alındığı; ayrıca, kaza tespit tutanağının beyana dayalı düzenlendiği ve kaza ihbarının davacı tarafça değil de adı geçen kişilerce yapıldığı hususlarına dayanıldığı görülmektedir. Herşeyden önce, davacıya ait aracın çarptığı park halindeki karşı araç kazada hasar gördüğünden, anılan araç ilgililerinin kazayı ihbar etmeleri ile davacı araç sürücüsünün değiştirildiği kabulüne ilişkin sonuç arasında bir illiyet bağı kurulması, illiyet bağının hukuki tanımıyla izah edilebilir nitelikte görülmemiştir.
Diğer yandan; davacı aracının çarpması ile hasarlanan karşı araç ilgilisi olan ve davalı araştırmacısı tarafından tanık olarak beyanı alınan kişilerin, araştırmacı tarafından tek yanlı olarak dinlenildiği; davacı tarafın, bu beyanların alınışı sırasında soru sorma ve itirazda bulunma hak ve imkanının olmadığı; sürücü değişikliği yapıldığına ilişkin kabulün gerekçesi yapılan bu kişilerin beyanlarının, kararı veren İHH tarafından da alınmadığı gözetildiğinde, davacı yanın karşı delil getirme imkanı bulunmayan delillere göre karar verilmesinin, davacı yanın etkin biçimde hak arama hürriyetini ihlal edici nitelikte olduğu izahtan uzaktır.
6102 sayılı TTK’nın 1409. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın 1.5. maddesi ve TTK’nın 1446/2. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
İHH tarafından da, ispat yüküne ilişkin anılan açıklamalara değinildikten sonra, davacının doğru ihbar yükümlülüğüne uymaması nedeniyle, ispat yükünün davacı üzerine geçtiği ve davacının bu yükümlülüğü yerine getiremediği kabul edilerek karar verilmiştir. Oysa; kaza ve kazayı yapan sürücünün tespit edildiği kaza tespit tutanağı düzenlenmiş olayla ilgili tazminat talebinde bulunan ve kural olarak teminat kapsamı için ispat yükü altında olmayan davacının, davasını açarken bu husustaki tüm delillerini bildirmesinin beklenemeyeceği; iddia ve savunmanın tespiti ile davalı delillerinin de görülmesinden sonra, ispat yükünün yer değiştirmesi haline göre, davacının karşı delillerini sunmasının mümkün olabileceği; dosya üzerinden yapılan itiraz incelemesi sırasında, ispat yükünün yer değiştirmesi halinin kabul edildiği durumda, davacıya bunu sağlamak için delil sunma imkanı verilmesinin gerektiği; anılan imkan tanındığı halde delil sunulmaması ya da sunulan delillerle ispat yükümlülüğünün yerine getirilememesi halinde esas hakkında karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre; ispat yüküne ilişkin ana kuralın istisnası olacak biçimde ispat yükünün yer değiştirdiği kabul edildiği için, davacıya bu yükümlülüğü yerine getirecek tüm delillerini sunma imkanı verilmesinin gerektiği; aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge niteliğindeki kaza tespit tutanağını düzenleyen kolluk görevlilerinin beyanlarının alınması ve davacı yanca bildirilmesi halinde davacının karşı tanıklarının dinlenilmesinin gerektiği; ispat yükü altına girdiği kabul edilen davacının tüm delilleri toplanmadan dosya üzerinden verilecek kararın, adil yargılanma hakkına aykırı olacağı da gözetilmek suretiyle, belirtilen tüm bu işlemlerin genel yetkili mahkemeler huzurunda gerçekleştirilebilmesi için, dosyadan el çekilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş ve İHH kararının bozulması gerekmiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davacı vekilinin diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile … kararının BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.