YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18765
KARAR NO : 2021/7086
KARAR TARİHİ : 19.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminatın kısmen kabulüne, manevi tazminatın reddine dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 26/12/2019 tarih 2017/1867 Esas 2019/6315 Karar sayılı ilamında özetle “Taleple bağlılık ilkesi gereği hâkimin, davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu alacaklar ile bağlı olup, daha fazlasına hükmedemeyeceği,davacının dava dilekçesinde saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını ıslah dilekçesi vererek artırdığı, ancak mahkemenin talebin aşılması suretiyle talep edilenden daha fazlasını hüküm altına aldığı, bu hususun bozma nedeni olduğu, davacının ektiği mısır ürününü yetiştirip satmış olması halinde devletçe kendisine ödenecek olan destekleme prim bedelini talep etmesi karşısında, gerçek zarar kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan destekleme prim bedeli istemi yönünden kabul kararı verilerek hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında davacının mısır ekiminin ardından çapa, sulama, yabani ot mücadelesi gibi bakım işlemlerini yapmadığı, taşınmazlarda ekili ürünün kurumasında davacının da kusurunun olduğunun belirlendiği,bu durumda mahkemece zararın oluşmasına etki eden ve davacıdan kaynaklanan sebeplerin müterafik kusur oluşturacağı dikkate alınarak bu hususta araştırma yapılmadan eksik tahkikata dayalı hüküm tesisinin doğru olmadığı, davacının mısır ürünü ektiği tarlalarına davalı kooperatif tarafından sulama suyu verilmemesi nedeniyle kuruyan ürünlerden mahrum kalınan gelir, tespit masrafı, destekleme prim bedelinden oluşan zararının, malvarlığına ilişkin zarar niteliğinde olduğu, manevi tazminatın koşullarını düzenleyen TBK’nın 58. maddesine göre, ürün zararının kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak benimsenemeyeceği, bu nedenle davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı, kararın bu nedenlerle bozulması gerektiği” hususlarına değinilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının gelir kaybına ilişkin talebinin hakkaniyet indirimi ile birlikte kısmen kabulüne, davacının destekleme geliri talebi ile manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 835,83 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 19/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.