Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/18778 E. 2021/5191 K. 21.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18778
KARAR NO : 2021/5191
KARAR TARİHİ : 21.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili; müvekkili davacı …’nun eşi ve diğer müvekkilleri … ve …’ nun babası olan muris …’nun 10/09/2012 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefat etmeden önce 2008 yılı içerisinde …Bankası A.Ş …Şubesi’nden 7 yıl süreli 20.000,00 TL bedelli tüketici kredisi kullandığını, kredinin teminat altına alınması amacıyla ilgili banka tarafından davalı … Hayat ve Emeklilik A.Ş’ye 3 yıl süre ile kredi hayat sigortası yaptırıldığını, bu hayat sigortasının süresinin 2011 yılının birinci ayında sonlandığını fakat daha sonra tamamiyle murisin bilgisinin dışında 05/01/2012-2013 vadeli 5299821 nolu poliçe ile 1 yıl süreli sigorta poliçesi tanzim edildiğini, murisin vefatından sonra müvekkili davacılar tarafından davalı sigorta şirketine ilgili banka aracılığıyla başvuru yapıldığını, fakat davalı şirketçe, murisin 2 yıldır kanser tedavisi gördüğünü, murisin rahatsızlığının sigortalanmadan önce teşhis edilerek tedavisine başlandığını, bu durumun Hayat Sigortaları Genel Şartlarının C.2.2 maddesine aykırı olduğunu, murisin beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğini ve bu nedenle riziko gerçekleşmiş olsa bile sigortacının cayma hakkını kullanabileceğini, bu nedenle sözleşmeden cayıldığını ve sigorta bedelinin ödenmesinin söz konusu olmadığının beyan edildiğini, davalı tarafın bu beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, murisin kredinin kullanıldığı tarih olan 2008 yılı içerisinde hastalığa yakalanmamış olduğunu, murisin sigorta poliçesinin yenilenmesinden de haberdar olmaması nedeniyle beyanda bulunmasının beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu bildirerek, 15.967,30 TL poliçe teminat bedelinin poliçe başlangıç tarihi olan 05/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili davacılara verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulüne, 14.530,24 TL tazminatın davalıdan tahsili ile …. Noterliğinin 21/09/2012 gün ve 16603 yevmiye nolu veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılara verilmesine, hüküm altına alınan miktara 27/02/2013 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2018 tarih, 2015/19227 esas, 2018/9523 karar sayılı bozma ilamında özetle “…Somut olayda davacının murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle, 08.09.2008 başlangıç tarihli, 08.09.2011 bitiş tarihli hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçe primi 486,76 TL’de ödenmiş, poliçenin bitim tarihinden sonra muris …’nun bilgisi dışında 05.01.2012/05.01.2013 tarihlerini kapsayan, sigortalının sağlık durumu hakkında herhangi bir soru ve bilgi almaksızın 5299821 nolu poliçe tanzim edilmiş 150,46 TL de prim belirlenmiş, poliçenin düzenlenmesinden sonra 10.09.2012 tarihinde davacıların murisi vefat etmiştir. Yargılama sırasında iç hastalıkları uzmanı doktor ve sigorta hukukçusundan alınan 15.11.2013 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacıların murisi …’nun kanser hastalığına yönelik tanısının 11.11.2010 tarihinde konulduğu, davalı sigorta tarafından davacının murisine (sigortalıya) haber vermeksizin düzenlenen 5299821 nolu poliçede davacıların murisine sağlığı ile ilgili soru sorulmadığı, davacının murisinin sözleşmenin yenilenmesinden haberinin olmamasına göre davalıya kasıtlı olarak sağlık durumu hakkında bilgi vermediğinin düşünülemeyeceği ancak bu durumda da TTK 1435 ve hayat sigortası genel şartlar C-3 ve devamı hükümlerinin tartışılarak karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” şeklindeki gerekçesi ile karar bozulmuş, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2020 tarih ve 2019/4086 E.-2020/8055K. Sayılı ilamında özetle; “ TTK’nun 1435 ve devamı maddeleri ile genel şartlar C.3 maddesindeki açık ifadelerle, sigortalının ihmali ile beyan yükümlülüğüne aykırı davranılması halinin tazminattan indirim sebebi olduğu kabul edilmiştir. Sigortalının kendisinin bilgisi dışında düzenlenen ikinci poliçenin tanzimi sırasında sağlık durumuna ilişkin beyanda bulunmasının mümkün olmadığının kabulü ile bildirimde bulunmadığı düşünülebilirse de, daha önce ilk poliçe süresi içerisinde kanser hastalığı tanısı konulmuş olması ve sigortalının sağlığı konusunda doğru beyan yükümlüğünün sözleşme süresince devam ettiğinin kabulü karşısında bildirim yapılmayışının da sigortalının ihmali davranışı olduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; davacılar murisinin, sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğünü ihmal suretiyle ihlal ettiği; ihmal suretiyle beyan yükümlülüğüne uymama hali için tazminattan indirim gerektiğinin düzenlendiği de gözetilmek suretiyle, davalı sigorta şirketinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, hükmüne uyulan bozma ilamında belirlenen hususlar gözardı edilerek yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.” şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısen kabulüne, 7.265,12 TL tazminatın davalıdan tahsili ile Sincan 5. Noterliğinin 21/09/2012 gün ve 16603 yevmiye nolu veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılara verilmesine, hüküm altına alınan miktara 27/02/2013 dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 240,01 TL fazla alınan temyiz peşin harcının davalıya geri verilmesine, 21/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.