Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/19092 E. 2021/6804 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19092
KARAR NO : 2021/6804
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalılardan … ile … Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/08/2014 tarihli 320 F 95/12 sayılı kararı ile boşanmalarına hükmedildiğini, bu ilamın … 3. Aile Mahkemesinin 10/06/2015 tarihli 2014/1193 esas ve 2015/651 sayılı kararı ile tanınmasına karar verildiğini, anılan davalının boşanma davası açılması akabinde evlilik birliği içinde edinmiş oldukları … Selçuklu 1871 Ada 105 parselde bulunan 5 nolu bağımsız bölümü 01/04/2014 tarihinde babası olan diğer davalıya devrettiğini, devrin ivazsız ve muvazaalı olduğunu beyan ederek, davalılardan … adına olan tapu kaydının iptali ile ilk sahibi olan davalılardan … adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirilerek, davalıların baba kız olması, evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmazın boşanma davası devam ederken devredilmiş olması, taşınmazın devir tarihindeki satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile davalı … adına kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TBK’nın 19. maddesine dayalı muvazaalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratılanlar, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü, danışıklı olan bir hukuki işlem haksız eylem niteliğindedir. Muvazaalı muamele (danışıklı işlem) ile hakkın zarar gördüğünün benimsenebilmesi için danışıklı işlemde bulunandan bir alacağın olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı işlemin yapılması gerekir. Satışın danışıklı olduğu kanıtlanırsa davacı, satışa konu edilen maldan alacağını almak için yararlanabilecektir. Davacının bu davadaki amacı, katılma alacağı davasındaki alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olduğunu ileri sürdüğü işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır.
Öte yandan medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarın da karar verilene kadar sürmesi gerekir. TBK’nın 19. maddesine göre dava açılabilmesi için davacının kesinleşmiş bir alacağının varlığı ön koşul değildir. Ancak davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olması için davalıdan bir alacağının olması gereklidir.
Dosya kapsamından, davalılardan … tarafından davacı aleyhine açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin … Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/08/2014 tarihli 320 F 95/12 sayılı ilamının, … 3. Aile Mahkemesinin 10/06/2015 tarihli 2014/1193 esas ve 2015/651 sayılı kararı ile tanınmasına karar verildiği bu kararın temyizden feragat ile 18/02/2016 tarihinde kesinleştiği, boşanma davasından sonra davacının, dava konusu taşınmaz yönünden davalılardan … aleyhine … 4. Aile Mahkemesinin 2015/409 esas sayılı dosyasında katılma alacağı davası açtığı, dosyanın halen derdest olduğu, davacının eldeki davada hukuki yararının olup olmadığının saptanması yönünden bu davayı etkileyeceği anlaşılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; eldeki davada davacı, dava konusu taşınmazın evlilik birliği içinde edinildiğini, davalı …’ın katılma ve katkı payı davası sonucu hükmedilecek alacağın tahsilini önlemek için muvazaalı olarak taşınmazı diğer davalıya devretttiğini belirtmiş, ancak mahkemece katılma alacağı davasının sonuçlanması beklenmeden yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmış; şu halde mahkemece yapılması gereken; davacı tarafından davalı … aleyhine … 4. Aile Mahkemesinin 2015/409 esas sayılı dosyasında açılan katılma ve katkı payı davasının kesinleşmesi beklenerek, bu dava sonucunda davacının bir alacağı olduğunun kesinleşmesi halinde TBK’nun 19. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın satışına ilişkin tasarrufun iptale tabi olup olmadığının mevcut delillere göre değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 13/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.