YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19559
KARAR NO : 2021/7165
KARAR TARİHİ : 20.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Av…. tarafından, davalı … aleyhine 30.12.2009 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.03.2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 02.07.2015 gün, 2014/1029 E- 2015/9440 K sayılı ilamı ile “Davacı, davalı …’nı hizmet kusuru nedeniyle dava etmiştir. Zira dava dilekçesinde davacının kullandığı askeri aracın karartma ışıklarının yanması ve emir gereği hızlı gitmesinin etkisi ile yolun çökmüş olduğunu fark edemediği ve bu nedenle kazanın meydana geldiği iddia edilmiştir. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan idareler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzelkişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar, niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 20. maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle yukarıda belirtilen yasa hükmü kapsamında kalan idari uyuşmazlıklara ilişkin davaların Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde görülmesi gerektiği” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş; Uyuşmazlık Mahkemesinin 2019/286 E. 2019/273 K. sayılı 29.04.2019 tarihli kararı ile dava konusu uyuşmazlığın adli yargının görevi içerisinde olduğuna karar verilmiştir.
Bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, söz konusu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi istemine ilişkindir.
a)2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 6. maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar göz önünde tutulur” denilmektedir.
İlgili Kanun maddesinde, ödenen nakdi tazminatın zarar görenin maddi ve manevi zararına karşılık ödendiği açıklandığına göre davacıya ödenen bu bedelin içinde manevi tazminat da bulunmaktadır. Şu durumda mahkemece, manevi tazminatın belirlenmesi aşamasında davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemeler ve manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi dikkate alınmadan ve bu husus değerlendirilmeden karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
b)Mahkemece hüküm fıkrasının 8. bendinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Döner Sermaye İşletmesi’nin 06.03.2012 tarih ve M2524169 no’lu faturasında belirtilen 235,00 TL adli tıp ücretinin davalı hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de, Adli Tıp Kurumuna ödenen ücret yargılama giderlerinden olup yargılama giderleri ile birlikte kabul ve ret oranına göre hüküm altına alınması gerekirken, tümünün davalıya yükletilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2/a –b) no’lu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle reddine, 20/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.