Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/19587 E. 2021/11067 K. 27.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19587
KARAR NO : 2021/11067
KARAR TARİHİ : 27.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 10/09/2018 tarih, 2016/3668 Esas ve 2018/7600 Karar sayılı bozma ilamında; “borçlu tarafından 27/11/2012 tarihinde davacı banka ile tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığı, devirlerin bu tarihten sonra yapıldığı, borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından 13/03/2013 tarihinde harcı yatırılarak ilamsız takip başlatıldığı, davalı borçlu …’ün adresinde 30/05/2014 tarihinde haciz işlemi yapıldığı, ancak borçluya ait haczi kabil mal bulunamadığının anlaşıldığı, bu durumda 30/05/2014 tarihli haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğunun kabulü ile dava şartının gerçekleştiği düşünülerek işin esasına girilmek suretiyle tarafların delillerinin toplanması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; dava konusu satış işlemlerinin miras hissesinin paylaşımı ve satış işlemi niteliğinde olduğu, davalı … ile cemal arasında borç ilişkisinin bulunduğu ve bu durumun sunulan ödeme belgeleri ile ispatlandığı, bir kısım dava konusu taşınmazların da dava dışı kişilere dava konusu borç doğmadan önce satıldığı bu hususun da gerek tanık beyanları gerekse de dosyaya sunulan yazılı deliller ve tanık beyanları ile desteklenen yazılı delil başlangıcı niteliğinde belgeler ile ispatlandığı, bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporlar neticesinde belirlenen bedeller ile satış bedellerinin birbirine yakın olduğu ve makul olmayan aşırı farkın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İptal davasından maksat, İİK’nın 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Bu davanın ön koşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK’nın 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK’nın 278,
279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK’nın 278. maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK’nın 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK’nın 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK’nın 283/1,2. maddesi uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir.
Somut olayda; mahkemece; dava konusu satış işlemlerinin miras hissesinin paylaşımı ve satış işlemi niteliğinde olduğu, davalı … ile cemal arasında borç ilişkisinin bulunduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Dosya kapsamında yer alan nüfus kayıtlarına göre; davalı borçlu … ile davalı 3. kişi …’in kardeş oldukları, davalı … …’in ise kardeşleri …’ün kızı olduğu anlaşılmaktadır. Davalıların arasında akrabalık ilişkisi olduğunun anlaşılmasına, her ne kadar davalılar arasında miras taksim sözleşmesi olduğu iddia edilmişse de; dosyaya bu miras taksimine ilişkin bir sözleşme sunulmamasına, dava dışı diğer kardeşlere bırakılan bir taşınmaz olup olmadığının anlaşılamamasına göre davalı borçlu ile diğer davalılar arasında miras taksim sözleşmesi gereği taşınmazların davalılara devredildiği ispatlanamadığından ve davalı 3. kişi …; dava konusu taşınmazları davalı borçlu …’ten olan alacaklarına karşılık aldığını beyan etmiş olup taşınmazın borca karşılık devrinin İİK’nın 279/2 maddesi gereğince mutad ödeme vasıtası olmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuksal olgular irdelenmeksizin yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekir.
Dava konusu taşınmazlardan bir kısmının davalılar tarafından dava dışı kişilere devredildiği anlaşılmış olup, mahkemece el değiştiren bu taşınmazların tespit edilerek bu taşınmazlar yönünden üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.