YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20798
KARAR NO : 2022/265
KARAR TARİHİ : 12.01.2022
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalının ortaklığı bulunduğu şirketlerin karı ile satın alınıp davalı adına olan … İli, … İlçesi, …, 486 parselde 23.000 m2 havaalanı arazisine ilişkin tapu kaydının iptali ile ½ hissenin kendi adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece 2006/422 E ile yapılan yargılama neticesinde, davanın davacı tarafından ispat edilememesine göre davanın reddine karar verildiği, davacının temyizi üzerine dosyanın Yargıtay 13 Hukuk Dairesinin 2008/14711 Esasına kaydedildiği, temyiz aşamasındayken davalının kendi el yazısı ile yazdığı ve dosyaya sunulan 31/05/1986 tarihli belgede dava konusu gayrımenkulün mülkiyetinin yarısının davacıya ait olduğunun beyan edilmesi üzerine 2006/422 E sayılı dosyada davalının yalan yere yemin ettiği gerekçesi ile davalı aleyhine Adana Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyusunda bulunulduğu, davalı aleyhine Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/426 sayılı dosya ile ceza davası açıldığı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince, söz konusu ceza dava dosyasının bekletici mesele yapılması ve akıbetine göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulduğu, ceza davası devam ederken davalı … ’in vefat etmesi üzerine ceza davasında “düşme” kararı verildiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2009/12081 E- 2010/1698 K sayılı karar düzeltme dosyası ile “ceza dosyasında davalı sanığı ölmesi üzerine
dosyaya ibraz edilen ve dava konusu gayrımenkulün ½ hissesinin davacıya ait olduğunu gösteren belgenin ve ceza dosyasında verilen beyanların (dava konusu gayrımenkulün ½ sinin davacının olduğunun beyan edilmesininin unutulduğunun ifade edilmesi) üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmü bozulmasına karar verildiği, davalı … ’in mirasçılarının davaya dahil edildiği ancak davalı mirasçılar tarafından Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 03/03/2009 tarih, 2008/1398 E- 2009/214 K sayılı karar ile mirasın reddi için karar alındığı, dava konusu gayrımenkulün davalı …’ye devredilmesi sebebi ile bu kişi yönünden muvazaa nedeni ile tasarrufun iptali ve tescil, olmaz ise 40.000,00 TL tazminatı tahsili talepli açılan Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/32 E sayılı dosya ile birleşme kararı alındığı, mahkemece asıl dava yönünden davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 12/04/2012 tarih, 2011/10244 E- 2012/1011 K sayılı ilamında “ Birleşen dosya yönünden karar verilmediği gerekçesi ile” hükmün Bozulmasına karar verildiği, dosyanın bozma sonrasında 2012/133 Esasına kaydedildiği, 2012/133 E sayılı asıl dosya yönünden davalı muris mirasçıların mirası reddetmesi sebebi ile davanın reddine, birleşen Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/32 E sayılı dosyası yönünden mirasçılar yönünden husumet sebebi ile davanın reddine, geçerli bir icra takibinin bulunmadığı ve muvazaanın ispat edilememesine göre de davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Asıl dava tapu iptal ve tescil davasıdır.
Mahkemece asıl dava yönünden davalı mirasçıların mirası reddettiği gerekçesi ile davanın reddine karar vermişse de; dosya içerisinde yer alan belgelerden davacı tarafından Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/11 E sayılı dosya ile mirasın reddinin iptali talepli dava açıldığı anlaşılmıştır. Söz konusu davanın kesinleşmesi beklenmeksizin asıl dava yönünden karar verilmesi doğru değildir.
2-Birleşen 2009/32 E sayılı dosyada davacı, davalı borçlunun mirasçıları ve dava konusu gayrımenkulü davalı mirasçılardan satın alan davalı … aleyhine karşı açmış olup, davacı dilekçesinde dava konusu gayrımenkulün muvazaalı olarak davalı …’ye devredildiğini beyan ederek davalı … adına kayıtlı olan gayrımenkulün tapusunun ½ hissesinin iptali ile ½ hissenin davacı adına, ½ hissenin de davalı mirasçılar adına tesciline, talep yerinde görülmez ise de fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 40.000,00 TL tazminatın faizi ile birlikte mirasçılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Birleşen 2009/32 sayılı dosya BK 19’a (muvazaa hukuksal nedenine ) dayalı olarak açılmış olup, mahkemece BK 19 a göre değerlendirme yapılması gerekirken davanın nitelendirmesi İİK 277 ve davamına göre yapılıp davacı tarafından açılmış icra takibinin bulunmaması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca davalı … mirasçılarının da mirası reddetmesi sebebi ile davacının en yakın mirasçılarının mirası reddettiğinin anlaşılmış olmasına göre; konunun iflas hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda, mahkemece tereke dosyasının akıbeti beklenerek, tasfiye memuru atanıp atanmadığının belirlenmesi, mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunması gerekirken, açıklanan nedenlerle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hükümde isabetli görülmemiştir.
4- Kaldı ki; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2009/12081 E- 2010/1698 K sayılı karar düzeltme dosyası ile “ceza dosyasında davalı sanığın ölmesi üzerine dosyaya ibraz edilen ve dava konusu gayrımenkulün ½ hissesinin davacıya ait olduğunu gösteren belgenin ve ceza dosyasında verilen beyanların” mahkemece incelenerek karar verilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.