Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/20799 E. 2023/2245 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20799
KARAR NO : 2023/2245
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/27 E-2021/103 K
HÜKÜM/KARAR : Reddine

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.11.2020 gün, 2020/368 E-2020/4108 K sayılı bozma ilamına uyularak, taraflar arasındaki, muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … aleyhine Ceyhan Aile Mahkemesi’nde 2008/518 Esas 2009/693 Karar sayılı dosya ile 17.11.2008 tarihinde tazminat ve nafaka istemli boşanma davası açıldığını, davalı … ile davacının boşanmasına, davalının davacıya 20.000 TL manevi tazminat, aylık 350 TL yoksulluk nafakası ödenmesine karar verildiğini, kararın 13.09.2011 tarihinde kesinleştiğini, bu dava sürerken davalının 26.06.2009 tarihinde kendisine ait olan Adana ili Ceyhan ilçesi Hürriyet Mahallesi … ada 9 parselde kayıtlı gayrimenkulü öz annesi olan …’e muvazaalı olarak sattığını, söz konusu satış işleminin davacı olan alacaklıdan mal kaçırmak için yapıldığını belirterek, arz edilen nedenlerle davanın kabulüne, muvazaalı satış işleminin iptali ile eski hale iadesine, diğer hakları saklı kalmak kaydı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı tapuda şu an için hak sahibi olan kişilerin murisi …’in arsa olarak satın aldığını ve 1981 yılında ölümü ile 1985 yılında mirasçılarına arsa olarak intikal ettiğini, davalı müvekkilinin 1982 yılında …’dan ayrıldığını ve 7-8 yıl hiç gelmediğini, davalının ağabeyi …, kız kardeşi … (…) ve annesi … ‘nın para ve emek sarf ederek arsa üzerine ev yaptıklarını, evin yapımında …’un hiçbir katkısı olmadığını, ailesi ile haberleşmediğinden inşaatın yapımından dahi haberinin olmadığını, hal böyle iken arsada hak sahibi olup binada hak sahibi olmayan davalıdan annesi ve kardeşlerinin arsadaki payını annesine devretmesini istediklerini, davalı bunu istememesine rağmen boşanma davasında karşı karşıya kalacağı maddi yükleri karşılayamayacağını anlayınca dava sonuçlanmadan evvel 7.500 TL karşılığında arsa payını sattığını, bu parayı harcamayarak davacının tedbir nafakalarını ödediğini ve üzerine ilaveler yaparak ayrıca tazminat alacağının 10.000 TL lik kısmını davacıya verdiğini, davacının iddiası gibi mal kaçırma kastı olan birisinin işçi olarak yılda 12.000 TL’ye yakın ödeme yapamayacağını, bu olguda muvazaa kastının bulnmadığının kesin delili olduğunu, davalının zaten borcunu kabul etmekte olup, kazandıkça ödeyeceğini, arz edilen nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Dahili Davalı … duruşmadaki beyanında özetle; açılan davayı kabul etmediğini, diğer davalı oğlu …’in cevap dilekçesindeki hususlara aynen katıldığını, bilirkişi raporunda aleyhe olan hususları kabul etmediğini, davanın reddini talep ettiğini, beyan etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.07.2013 tarihli ve 2012/264 E, 2013/375 K sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Yargıtay (Kapatılan)17.Hukuk Dairesi’nin 24.12.2015 tarih, 2014/7658 Esas ve 205/14920 Karar sayılı ilamı ile; “…. BK’nun 18.maddesine dayalı olarak açılan davada alacaklının aciz vesikası sunma şartı olmadan İİK’nun 283.maddesine göre taşınmazın satışını ve haczini isteyebilmesine olanak tanınması yolunda istemde bulunma ve dava açma hakkı vardır. Bu durumda işin esasına girilerek tarafların delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 29.11.2017 tarih, 2016/102 E., 2017/358 K sayılı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde;” …. Dosyada genel muvazaanın var olup olmadığı yönünde işin esasına girilerek araştırma yapıldığı, dava konusu taşınmazın tasarruf tarihi itibari ile değeri ve davalıların hissesine düşen kısmın değerinin tespit edildiği, davalıların sosyal mali durum raporunun aldırıldığı, buna göre dava konusu taşınmazın tasarruf tarihi itibariyle değerinin 36.585 TL davalı …’un 1/4 hissesinin 9.146 TL olduğu, davalılar arasındaki satış bedelinin ise 7.500 TL olduğu, devre konu hissenin yalnızca arsa payı olup tapu kaydında üzerindeki kargir evin yer almadığı, arsanın gerçek değeri ile satış bedeli arasında fahiş bir fark olmadığı ve birbirine yakın değerler olduğu, sosyal mali durum araştırmasında ise davalılardan Hafsada’nın tasarruf tarihi itibariyle çalışmadığı ve yaşlılık maaşı aldığı diğer davalının ise işçi olarak çalıştığı günlük 30-35 TL kazandığı, iptali istenen işlemin bedeli göz önünde bulundurulduğunda davalı …’nın mali durumunun bu işlemi karşılamaya yeter olduğu, bu hususlardan ari olarak icra dosyası ile ilgili araştırma yapıldığı ve Ceyhan İcra Dairesi’nin 01.07.2016 hesap tarihli cevabında 74.801,62 TL toplam borcun 23.570,00 TL’sinin ödenmiş olduğu bu ödemelerin peyder pey şekilde yapıldığı, bütün bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde her ne kadar davalılar arasında usul füru ilişkisi olsa da davaya konu satış işleminde muvazaalı olmadığı, davalıların işlemi davacıdan mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirmedikleri kanaatine varılmakla davanın reddine, karar verilmiştir.

C. 2. BOZMA KARARI
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 23.11.2020 tarih, 2020/368 Esas ve 2020/4108 Karar sayılı ilamı ile; “….Mahkeme gerekçeli kararında, davaya konu taşınmazın tasarruf tarihindeki arsa değerinin esas alındığı yazılmışsa da bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihindeki arsa değerinin hesaplandığı ve bu raporun hükme esas alındığ, her ne kadar davalı taşınmazı nafaka borcunu ödemek için devrettiği iddiasında bulunmuşsa da taşınmazın devredildiği tarih 26.06.2009 olup, davalı tarafından davacıya yapılan ilk ödemelerin 30.11.2010 ve 15.09.2011 tarihli 5.000,00’er TL miktarındaki ödemeler olduğu, Ceyhan İcra Dairesinin 01.07.2016 tarihli dosya hesabından da 74.801,62 TL toplam borcun henüz 23.570,00 TL’sinin ödendiği, taşınmaz devri ödemelerden çok daha öncesinde yapıldığına göre taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerkirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece 2. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 29.04.2021 tarih, 2021/27 E., 2021/103 K sayılı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde;”….bu tür davada ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının bunu kanıtlayamadığı, davalının boşanma davası sırasında davaya konu hissesini devretmesi, tek başına davalının alacaklısından mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini göstermeyeceği, davalı tanıklarının da beyanlarıyla sabit olduğu üzere dava konusu taşınmaz üzerindeki evin yapımında davalı …’un hiçbir katkısının bulunmadığı, dava konusu taşınmazın satış tarihindeki rayiç değeri dikkate alındığında davalılar arasındaki satışın (salt arsa bedeli dikkate alınarak) rayiç değer üzerinden yapıldığı, davalının, aldığı bu parayı davacıya ödemede kullandığını belirttiği, davalı … tarafından davacıya, cevap dilekçesi ekindeki dekontlardan da anlaşılacağı üzere 30.11.2010 ve 15.09.2011 tarihlerinde 2 kez 5.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalının adına kayıtlı 2 aktif taşınmazı olduğu, bunlardan 87 ada 8 parsel de aynı dava konusu taşınmaz gibi davalı, diğer davalı annesi ve kardeşleri adına hisseli olarak kayıtlı olup, davacının haciz yazısının mevcut olduğu, davalı …’un davacıdan mal kaçırma amacında olması halinde tüm taşınmazlarını elinden çıkartma imkanına sahipken bunu yapmamış olması da davalı …’un gerçek iradesinin davacı alacaklıya zarar vermek olmadığını gösterdiği, taşınmazın gerçek değeri üzerinden bir satışının yapıldığı, bu bedeli aşar miktarda davacıya ödeme yapıldığı, davalının imkanı varken tüm taşınmazlarını devretmeyip, sadece annesinin emeğiyle üzerine ev yapılan arsadaki hissesini sattığı, davaya konu olayda ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının, davalının alacaklısına zarar vermek amacıyla muvazaalı olarak dava konusu taşınmazdaki hissesini sattığını usulünce ispatlayamadığı birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı … aleyhine müvekkilimiz … tarafından Ceyhan Aile Mahkemesinde 2008/518 Esas sayılı dosya ile 17.11.2018 Tarihinde tazminat ve nafaka istemli boşanma davası açtığı, sözkonusu boşanma davası devam ederken davalının 26.06.2009 tarihinde kendisine ait olan ve öz annesiyle birlikte uzun yıllardır birlikte oturduğu evi öz annesi olan …’e sattığı, yapılan bu satış işleminin muvazaalı olduğu, uzun yıllardan beri oturduğu evi annesine geçerli hiçbir sebep olmadan satmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının annesiyle birlikte oturduğu evi annesine devrettiği tarihlerde kendisinin işlettiği ve sahibi olduğu restorantı da başkasına devretmesi ve aynı restorantta işçi statüsünde çalışmaya devam etmesi, davalının annesinin bu evi almak için yeterli bir gelirinin olmaması ve ayrıca daha da önemlisi aralarında geçerli bir kira akdi olmadan yıllardır davalı oğluyla birlikte oturduğu evi satın alması için geçerli bir hiçbir sebebi olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde davalının davacıdan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğinin açık olduğu belirtilerek kararın bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun Borçlar Kanunu’nun 19 uncu maddesine göre iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 427 vd. maddeleri

2. 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 19 uncu maddesi

3. Değerlendirme
Muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Bu sebeple kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır.

Ayrıca; bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının alacağının gerçek olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması gerekir.

Somut olayda; davacının alacağı, davalı borçlu … aleyhine açtığı Ceyhan Aile Mahkemesi’nin 2008/518 E, 2009/693 K sayılı, Yargıtay derecatından da geçerek kesinleşen mahkeme ilamına dayalı olduğu, davalı borçlu … tarafından iş bu boşanma davası devam ederken dava konusu taşınmazdaki hissesini düşük bedel ile annesi …’e devrettiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar düşük bedel ile devir, muvazaa olgusunu tek başına ispat etmese de; dava konusu taşınmazın boşanma davası neticesinde davalıya yükletilen tazminat alacaklarını ödememek maksadı ile devredildiğinin anlaşılmasına, boşanma davası neticesinde davalı borçlu tarafından ödenmesi gereken tazminatların iş bu dava devam ederken de ödenmemesine, dava konusu taşınmazın dava konusu tasarruftan önce davalı borçlu tarafından ikamet olarak kullanılmasına, dava konusu tasarruf işleminden sonra da davalı borçlunun bu gayrımenkulde annesi ile ikamet ettiğinin belirlenmesine, davalı 3. kişi …’in davacının eski kayınvalidesi ve davalı borçlunun da annesi olması karşısında, davalı borçlunun durumunu bilecek kişilerden olmasına göre mahkemece davanın kabulüne karar vermesi gerekirken yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.