Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/2279 E. 2021/9241 K. 29.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2279
KARAR NO : 2021/9241
KARAR TARİHİ : 29.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının kabulüne dair verilen kararın birleşen dava davalısı … vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 01/04/2019 tarih, 2018/5222 Esas ve 2019/3836 Karar sayılı ilamında özetle; dava sonucuna doğrudan etki eden bilirkişi raporlarının davalıya tebliği ile varsa itirazlarının alınması ve bu itirazlarının karşılanması; yine, davacı tarafın ıslah dilekçesinin tebliğ edilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; asıl davanın kabulü ile davacı … için 120.285,97 TL. destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi 19.07.2013’ten işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı … için 25.000,00 TL. ve diğer davacılar için 20.000,00’er TL. olmak üzere toplam 105.000,00 TL. manevi tazminatın olay tarihi 19.06.2013’ten işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; birleşen davanın kabulü ile davacı … için 120.285,97 TL. destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi 19.07.2013’ten işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’ndan tahsiline karar verilmiş; hüküm, birleşen dava davalısı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; özellikle, davacı desteğinin gelirinin dosya kapsamına ve somut olaya uygun biçimde esas alındığı aktüer raporunun benimsenmesinin yerinde görülmesine göre, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Birleşen dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının belirlenmesi” başlıklı 51. maddesinde (eski BK md. 43); hakimin, tazminatın kapsamı ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş, “Tazminatın indirilmesi” başlıklı 52. maddesinde (eski BK md. 44) de; zarar gören taraf zararı doğuran fiile razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına etkili olduğu ve zararı yapan kişinin durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminat tutarını indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmış; eğer zarar, zarar verenin hafif kusurundan doğmuş ve zarar veren, tazminatı ödemesi halinde yoksulluğa düşecekse ve hakkaniyet de gerektiriyorsa hakimin tazminatı indirebileceği belirtilmiştir.
Somut olayda; davacı desteği Hüseyin’in, trafik sigortasız araç sürücüsü …’in sevk ve idaresindeki araçta yolcu olduğu, sürücünün kaza anında 202,4 mg/dl alkollü olduğu; ceza dosyasında, araç sürücüsünün destek Hüseyin ile birlikte alkol aldıktan sonra onu evine bırakmak üzere yola çıktıklarını ve davaya konu kazayı yaptığı yönünde beyanda bulunduğu; davacı desteği Hüseyin’in alkollü sürücünün aracına bilerek binmekle müterafik kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre mahkemece; birleşen davada, TBK’nın 52. maddesi uyarınca maddi tazminattan makul oranda (Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre bu oran % 20) hakkaniyete uygun indirim yapılarak belirlenecek tazminatın hüküm altına alınması gerekirken, eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Trafik sigortası bulunmayan araç sürücüsünün eylemi sonucu oluşan zararla ilgili sigortasız araç işleteninin sorumluluğunu teminat altına alan davalı …’nın, … Yönetmeliği’nin 14. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihte tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tarihte ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalı …’nın temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı tarafın, davadan önce başvurusunun bulunmadığı durumda ise, gerek davaya gerekse ıslaha konu edilen tazminat için, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmelidir.
Dosya içerisinde, davadan önce davalı …’na başvurulduğuna dair 19.07.2013 tarihli belge bulunmakla birlikte bu belgenin davalıya ulaştığı tarihe ilişkin kayıt bulunmadığı görülmektedir. Bu itibarla; 19.07.2013 tarihli davacı başvurusunun davalı …’na ulaştığı tarihin tespiti için hasar dosyası örneğinin getirtilmesiyle, birleşen dava bakımından, başvurunun davalıya ulaştığı tarihten itibaren temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, asıl davanın açıldığı tarih olan 19.07.2013 tarihinden temerrüt faizine karar verilmesi de doğru değildir.
4-Davacı tarafın yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığına ilişkin tavzih başvurusu kabul edilerek, 24.11.2020 tarihli tavzih kararının verildiği; bu kararda, asıl ve birleşen davanın kabulü ile hüküm altına alınan manevi tazminatlara ilişkin olarak hesap edilen 13.925,00 TL. vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verildiği görülmektedir.
Davacı tarafın manevi tazminat istemi, asıl davanın davalılarına yöneltildiği ve asıl dava davalıları manevi tazminattan sorumlu tutulduğu halde, birleşen dava davalısı olan ve manevi tazminattan sorumluluğu da bulunmayan davalı …’nın, manevi tazminatın vekalet ücretinden diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu tutulduğu görüntüsü yaratan tavzih kararı HMK’nın 305/2. maddesine aykırı olduğundan, anılan kararın da bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dava davalısı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, birleşen dava davalısı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden birleşen dava davalısı …’na geri verilmesine 29/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.