Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/22892 E. 2023/2678 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/22892
KARAR NO : 2023/2678
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/598 – 2021/593
SAYISI : İHK-2021/23373
HÜKÜM/KARAR : Davalının İtirazının Kısmen Kabulüne
SAYISI : K-2021/75053

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

… kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının zorunlu mali sorumluluk sigortası (…) sigortacısı olduğu aracın karıştığı tek taraflı kaza sonucunda aracın kasasında yolcu olarak bulunan davacının yaralanıp % 5.1 oranında malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL’nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 27.05.2021 tarihli dilekçesiyle, taleplerini 111.089,18 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usule uygun başvuru yapılmadığını, kusur ve maluliyeti kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. … KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğu, davacının sunduğu raporda tespit edilen % 5.1 maluliyet oranı karara esas alındığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 111.089,18 TL’nin 08.03.2021 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir

IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; usule uygun düzenlenmiş maluliyet raporu ile davadan önce başvuru yapılmadığından dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, karara esas alınan maluliyet raporunun ilgili yönetmeliğe uygun olmadığını ve maluliyetin yüksek belirlendiğini, tazminat hesap biçiminin ve esas alınan kusur oranının hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini; vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen ücretin 1/5’i oranında hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; karara esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olmasa dahi aynı arazın kaza tarihindeki yönetmelik hükümleri dikkate alında %5 oranında maluliyet oranının belirleneceği, usul ekonomisi dikkate alınarak yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı, %5 maluliyet oranı üzerinden karar verildiği belirtilmiş, Yargıtay içtihatlarına göre TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiği ancak teknik faiz uygulanmayacağından hesaplama yapan aktüer raporunun uygun bulunduğu; kazanın tek taraflı olması nedeniyle kusur raporu alınmasına gerek olmadığı, faiz başlangıcının uygun bulunduğu belirtilerek diğer itirazları reddedilmiş ancak davacının araç kasasında yolcu olarak taşındığı ve kaza esnasında kasadan düşerek yaralandığı göz önüne alındığında müterafik kusura yönelik itirazın kabul edilmesi gerektiği ve davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, başvuranın talebinin kısmen kabulüne 87.128.76 TL’nin 08.03.2021 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müterafik kusur indirimi yapılmasının doğru olmadığını, tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; … kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna konu ettiği nedenlerle ve rapor ücretinden sorumlu olmadıklarını belirterek … kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe:
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 üncü maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40-2020/40 sayılı kararı.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

23.09.2018 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 13.01.2021 tarihli Dicle Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan rapor kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmıştır. O halde Tahkim Komisyonu tarafından yukarıda açıklanan ilkelere göre kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik’e göre davacının maluliyet oranının belirlenmesi yönünde rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
1-Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan … kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

01.03.2023 tarihinde Üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY
Haksız fiil sorumluluğunda zarar görenden kaynaklanan ve zarar miktarını etkileyen davranışları iki grupta incelemek mümkündür. Bunlardan ilki haksız fiil failinin kusuruna eşlik eden ve haksız fiili, haksız fiil failinin eylemiyle birlikte gerçekleştiren davranıştır. Bu davranışa birlikte kusur veya müterafik kusur da denilebilir. İkincisi ise, haksız fiilin oluşumuna ve zararlı sonucun meydana gelmesine katkıda bulunmamakla birlikte zararın artmasına sebep olan davranıştır. Birlikte kusur (müterafik kusur), Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesinde haksız fiil failinin kusuruyla birlikte, 52 nci maddesinde ise “Zarar gören, … zararın doğmasında …etkili olmuş” ifadesiyle müstakilen düzenlenmiştir. Zarar görenden kaynaklanıp zararın artmasında etkili davranış ise yine Türk Borçlar Kanunu’nun 52 nci maddesinde “zarar gören ..zararın ..artmasında etkili olmuş” ifadesiyle düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde zarar görenin tazminatın belirlenmesine veya indirilmesine etki eden davranışının, az önce belirtildiği üzere birlikte kusur(müterafik kusur) ve zararın artmasında etkili davranış olarak iki kategoride düzenlendiği anlaşılmaktadır.
TBK borç ilişkilerinin düzenlenmesinde temel (genel) kanun niteliğinde olduğundan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda (KTK) hüküm bulunmayan hallerde tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde TBK’nın genel hükümlerinin uygulanacağı açıktır. KTK’da trafik kazası sonucu gerçekleşen zararın nasıl paylaştırılacağı, yani ortaya çıkan zarardan kimin ne kadar sorumlu olacağı, zararın kısmen veya tamamen zarar gören üzerinde bırakılıp bırakılmayacağı özetle tazminatın nasıl belirleneceği hususunda hüküm bulunmadığından bu konuda TBK’nın 51 ve 52 nci maddelerinin uygulanması gerektiği izahtan varestedir.
Dairemiz çoğunluğunca, KTK kapsamında gerçekleşen haksız fiillerde haksız fiil failinden veya zarar görenden kaynaklanan kusur, sürüş kusuru ve diğer kusurlu davranışlar şeklinde ikiye ayrılmakta; bunlardan sürüş kusuru kapsamında olan kusurun, varlığının ve oranının TBK 51. madde uyarınca bilirkişi marifetiyle belirleneceği, zarar görenden kaynaklanan ve sürüş kusuru kapsamında olmayan ancak zararın doğmasında ya da artmasında etkili olan eylemlerin (ki bu eylemler müterafik kusur kavramı adı altında kavramlaştırılmıştır) varlığının ve bunlar için uygulanacak indirim oranının ise hakim tarafından takdir edileceği kabul edilmektedir.
Öncelikle belirtilmelidir ki, Dairemiz çoğunluğunun görüşü, TBK’nın 51 ve 52 nci maddelerindeki düzenlemenin ruhuna aykırıdır. Her iki maddede farklı konuların düzenlendiğini düşünen çoğunluk görüşünün aksine 51 ve 52. maddeler birbirinden tamamen ayrı iki bağımsız madde değildir. Dolayısıyla maddelerde düzenlenen konularda birbirinden farklı konular değildir. Bilakis her iki madde birbirini tamamlayan bir bütünün parçası mahiyetindedir. Hatta 52. madde 51. maddenin açıklaması ve 51. madde kapsamında bulunan bir durumun özel bir düzenlemesi niteliğindedir.
İkinci olarak, yaşam tecrübelerine göre zarar görenden kaynaklanan kusurun, olayın oluşunu da kapsayan zararın doğumuna eşlik eden(yardım eden) kusur ve zararın artmasına sebep olan kusur şeklinde ayrılması daha uygun iken, zararın doğumuna etki eden kusur olmasa zaten zarar meydana gelmeyeceği gözardı edilerek, trafik kazalarında sürüş kusuru ile aslında doğrudan zararlı sonucun meydana gelmesinde etkili olan zarar görenden kaynaklı kusur arasında suni bir ayrım yapılması doğru değildir. Bu ayrımın sonucu olarak pek çok olayda zararın doğumuna etki eden kusur, sürüş kusurunun önüne geçtiği halde sürüş kusuru bakımından bilirkişi görüşüne başvurulmasını, zararın doğumuna etki eden kusur bakımından uygulanacak indirimin ise hakim tarafından takdire dayalı olarak yapılacağını savunmak çelişki yarattığı gibi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 266. maddesine de aykırılık teşkil etmektedir.
Son olarak ifade edilmelidir ki, hukuken yerinde olmadığını düşündüğümüz bu uygulama, başlangıçta, zarar görenden kaynaklı ve sık karşılaşılan zararın doğumunda ve artmasında etkili davranışların (alkollü sürücünün aracına bilerek binme, ehliyetsiz sürücünün aracına bilerek binme, emniyet kemeri takmadan seyahat etme, kask takmadan seyahat etme vs., kimi zarara razı olma, kimi de zararın doğumunda etkili kusur kapsamında değerlendirilebilecek) bulunduğu tazminat davalarında uygulanacak indirim oranında yeknesaklığın sağlanması bakımından benimsenmiş ise de sonrasında, zarar görenden kaynaklı bütün kusurlu davranışlar için uygulanır hale gelmiştir. Bu durum, zarar sorumlularının durumunu ağırlaştırdığı gibi adaletsiz sonuçlara da yol açmaya başlamıştır. Hali hazırda Daire çoğunluğunca zarar görenin zararın oluşmasına etki eden hukuka aykırı eylemleri her somut olay bakımından ayrı ayrı değerlendirilmemekte, davranışın zararın doğumundaki veya artışındaki ağırlığına bakılmaksızın her olayda sabit şekilde %20 oranında indirim uygulanması gerektiği benimsenmektedir.
Somut olayda, davalı sigortalı aracın sürücüsü dede tarafından davacının da içinde bulunduğu torunlar yolculuk yapılmasının yasak olduğu kamyonet kasasına binmişlerdir. Beyanlara göre araç hareket halinde iken davacı ve diğer çocukların kasa kapaklarıyla oynamaları sonucunda kapak açılmış, davacı ve diğer çocuklar araçtan düşmüşler ve düşme sonucunda davacı yaralanmış ve %5 oranında maluliyete maruz kalmıştır. Şu halde, sigortalı araç sürücüsünün davacı çocukları kamyonet kasasına bindirmesi dışında başka bir kusurunun bulunup bulunmadığı, davacı çocuk yönünden ise kamyonet kasasında yolculuk yapmaya rıza göstermesi (çocuk 18 yaşından küçük olduğundan bu konudaki hukuka aykırı rızadan veli veya vasi sıfatıyla kimin sorumlu olacağı da değerlendirilerek) ve kapak açılması sonucu düştüğüne göre kapağın açılmasındaki rolü ile ilgili olarak trafik bilirkişisinden kusur raporu alınıp buna göre davalının sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekirken kask takmama gibi emniyet kemerini bağlamama gibi koruyucu önlemlerin alınmaması sebebiyle uygulanan %20 oranındaki indirim oranının somut olay bakımından uygulanma yeri bulunmadığı gözetilmeksizin yani … kararının öncelikle kusur yönünden bozulması gerektiği benimsenmeksizin kararın maluliyet raporu yönünden bozulması yönünde tezahür eden çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.