YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/22912
KARAR NO : 2021/10836
KARAR TARİHİ : 22.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar (…, …, …, … ve …) vekili ve davalılar … … … ve … … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19/12/2018 gün ve 2018/5741 E.-2018/12432 K. sayılı ilamında “takdir edilen manevi tazminatın çok az olduğu” gerekçesiyle hükmün davacılar lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında mahkemece, davacıların manevi tazminata yönelik davalarının kısmen kabulü ile davacı … için 6.000,00 TL ve davacı … için 6.000,00 TL ile diğer davacılar için 2.000,00’er TL olmak üzere toplam 28.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/08/2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar … ve …’ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin redddine karar verilmiş; hüküm, davacılar (…, …, …, … ve …) vekili ve davalılar … … … ve … … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası nedeniyle kazada ölenin mirasçılarının açtıkları maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Bilindiği üzere Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin
(mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, … 2011, s.472).
Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Bununla birlikte;Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının da açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Yerel mahkeme kararın gerekçesinde; “yargılama sırasında reşit olan ve varsa vekaletnameleri istenen davacılardan … ve …’e 16.01.2020 tarihli duruşma gün ve saatini bildirir davetiye gönderildiği ancak davacıların duruşmaya gelmedikleri ve mazeret bildirmedikleri anlaşıldığından bu davacılar hakkında 16.01.2020 tarihinde dosyanın HMK 150/1 maddesi uyarınca işlemden kaldırıldığı, davacıların süresi içinde yenileme talebinde bulunmadıklarının anlaşıldığının” belirtildiği, kısa kararda ve hükümde … ve … lehine tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bu durum fark edilmiş kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki olacağı bu hususun da yasaya aykırı olduğundan hükmün değiştirilmediği, kararın gerekçesinde de belirtilmiştir.
Davanın taraflarının dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve
kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğu görülmüş, bu nedenlerle 6100 sayılı Yasanın 297, 298/2 ve 321. maddelerinde belirtilen zorunlu unsurları taşımadığı ve infazda tereddüt yaratacağı anlaşılan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davalılar … … … ve … … vekilinin diğer, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … … ve … … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davalılar … … … ve … … vekilinin diğer, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … … … ve … …’a geri verilmesine 22/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.