YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/25351
KARAR NO : 2022/18064
KARAR TARİHİ : 29.12.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair mahkeme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve bakıma muhtaç hale gelecek şekilde malul kaldığını, bu davadan önce cismani zararların tazmini talebi ile açılan davada ibraname imzalamaya yetkisi olmayan avukat ile davalı arasında düzenlenen ibraname karşılığında bir kısım ödeme yapıldığını, bu ibranamenin geçerli olmadığını açıklayıp ibraname ile karşılanmayan bakiye zararların tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine, karar Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 10/12/2020 gün, 2019/4923 Esas, 2020/8278 Karar sayılı ilamı ile, “…kanundan doğan yükümlülüklerini/haklarını süresinde yerine getirmeyen davacının, rüştünü kazanmasından itibaren aradan 4 yıldan fazla zaman geçtikten sonra davasını açması ve davayı açmasındaki dayanağını da; velayeten verilen vekaletnamenin 18 yaşın ikmali nedeni ile geçersiz olduğu ve vekaletnamenin geçersizliğine bağlı olarak da ibranamenin geçersiz olduğunu ileri sürmesi iyiniyet kurallarına aykırı olup davacının geçmişe yönelik olarak işlemlere icazet vermediğini ileri sürerek tazminat elde etmesi mümkün değildir.
Bu yönü ile davadaki yasal dayanağın MK. 2. maddesinde düzenlenen “objektif iyiniyet kuralı” olduğu, kişinin kendi kusuru bulunduğu takdirde de bu ilkeden yararlanamayacağı açıktır.
TMK’nın 3. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “durumun gereğine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı” hususu da dikkate alınarak, davacının iyiniyetli olduğunun somut olayda kabulü mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, isabetli bulunmayan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Diğer taraftan, ibraname ve sulh; genel kavram itibari ile dava sonucunda çıkacak tazminatın birebir ve aynı miktarlarda ödenmesini içermeyip, tarafların karşılıklı özgür iradeleri ile anlaşmalarıdır. Bu çerçevede de, davaya konu ibraname düzenlenirken işlemiş faizin ve bakıcı giderine ilişkin bakiye teminat bedelinin tahsilinin kararlaştırılmamış olması karşılıklı icap ve kabulün sonucudur. İbraname, icap ve kabuller neticesinde düzenlendiğine göre ibraname kapsamında talep edilmeyen tazminat kalemleri vekaletsiz iş görme veya vekalet ilişkisi çerçevesinde çözümlenebilecek hususlar olup bu kalem tazminat miktarlarının sorumlusunun artık sigorta şirketi olmayacağının da kabulü gerekecektir.
Tüm bu açıklanan nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 29.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.