YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/27242
KARAR NO : 2022/11974
KARAR TARİHİ : 11.10.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 11.10.2022 Salı günü davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin davalı …ile 05.11.1998 tarihinde adi yazılı şekilde satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye göre, … Mahallesi, … Caddesi, No:15 …/İstanbul adresinde 29 pafta, 313 ada, 18 parsel sayılı yerde kat irtifakına göre 2 oda 1 salonlu girişten sol tarafta olan dairenin müvekkili tarafından satın alındığını ve parasının ödendiğini, müvekkilinin ve ailesinin davaya konu bu dairede inşaatın bitimi tarihinden itibaren oturduklarını, sözleşmenin karşı tarafı olan davalı şirketin davaya konu bağımsız bölümün tapusunu müvekkiline vermemesi sebebiyle davalı şirket aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının İstanbul 3. Tüketici Mahkemesinin 2013/965 Esas, 2013/928 Karar nolu, 12.09.2013 tarihli ilamı ile kabul edildiğini ve ilamın kesinleştiğini, o davanın seyri sırasında davalı şirket tarafından diğer davalılara iş bu bağımsız bölümün satıldığını ve 1/2’şer oranında 15.08.2012 tarihinde tescilinin yapıldığının öğrenildiğini, davalıların 3.kişileri aldatmak amacı ile gerçek iradelerine uymayan aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak amacı ile aslında bir sözleşme yapma iradesi taşımadıkları halde görünüşte bir satış işlemi yarattıklarını, bu nedenle görünürdeki satış işleminin mutlak muvazaa sebebiyle hükümsüz olduğunu belirterek, tapu kaydının iptali ve davaya konu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini, aksi takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 120.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevap dilekçesi sunmamış, ancak davalı … duruşmada, borçlu şirketin sahibi Beyazıt Fazlıoğlu ile arkadaş olduklarını, kendisinin gelerek şirketi kapatacağını bu nedenle taşınmazı devretmek istediğini söylediğini, takyidat olmadığı için bedelsiz olarak taşınmazı aldığını belirtmiştir. Diğer davalı … duruşmada, 2012 yılında davalı şirketten daire satın aldıklarını bedelini ödediklerini, davacının bitişik dairesinde oturduklarını, şirketin tapusunu vermediğini, ancak bitişik daire tapusunu ½ şer hisse olarak devrettiğini belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalıların duruşmadaki beyanlarının ikrar niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı …’in taşınmazda uzun yıllardır davacının oturduğunu bildiğini, davalı …’un işe bedelsiz aldığını kabul ettiği buna göre, İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddi kararı verilmiş, karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama sonunda, 313 ada 18 parsel 1 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan tapu kaydına göre, taşınmazda 7 adet bağımsız bölümün yer aldığı, bodrum katında 1 nolu bağımsız bölüm olarak tek bir bağımsız bölüm olduğu görülmüştür. Ancak İstanbul 3. Tüketici Mahkemesinin 2013/965 Esas sayılı dosyasından alınan 23.08.2010 tarihli bilirkişi raporunda, bodrum katta kazan dairesi ile deponun birleştirilmesi ile 2 kapı nolu dairenin de oluşturulduğu tesbit edilmiştir. Davalı … 2 kapı nolu dairede oturduğunu ve tapusunu alamadığını belirtmektedir. Bu dosyadan alınan bilirkişi raporlarında sadece değer tesbiti yapılmış, dava konusu taşınmazın fiziki ve ruhsatlar yönünden bir değerlendirmesi yapılmamıştır.
Mahkemece mahallinde inşaat mühendisi ve imar uygulamasında uzman bilirkişi aracılığı ile keşif yapılarak, 313 ada 18 parselde yer alan taşınmazın bodrum katında, hangi dairelerin yer aldığı, tapudaki 1 nolu bağımsız bölümün m2 olarak da bu dairelerden hangisini kapsadığı tesbit edilerek, 1 nolu bağımsız bölüm tapusunun sadece davacının oturduğu daireyi kapsadığının tesbiti halinde şimdiki gibi kabul kararı verilmesi aksi durumda, yani hem davacının hem de davalı …’ın oturduğu daireyi de kapsadığının tespiti halinde, tapu ile fiili kullanım arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi yönünde yapılması gerekenlerin değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular dikkkate alınmadan, eksik inceleme ile infaz kabiliyeti olup olmadığı belirsiz bir şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi gereğince bölge adliye mahkemesi kararının kaldırlarak, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’a verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine, 11/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.