YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2745
KARAR NO : 2021/3555
KARAR TARİHİ : 23.06.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 14/08/2020-2020/İHK-13713 sayılı kararın, süresi içerisinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği görüşüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili; 05.11.2017 tarihinde davalının sigortacısı olduğu aracın karıştığı kaza nedeniyle araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin destekleri … ve …’nın vefat ettiğini, müvekillerinin destekten yoksun kaldıklarını, davalı tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04.03.2020 tarihinde talebini 58.406,14 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, başvurunun kabulü ile 58.406,14 TL tazminatın 20.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faizi ile davalı … şirketinden alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalının itirazının kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karar, katılma yoluyla davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Somut olayda; hükme esas alınan hesap raporunda müteveffa … için hesaplanan 44.915,15 TL tazminattan davacıya 20.06.2019 tarihinde yapılan 27.263,00 TL ödemenin rapor tarihine kadar güncellenerek tenzil edilmesiyle 13.490,99 TL bakiye tazminat kaldığı, mütevaffa … için ise 44.915,14 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış, Uyuşmazlık Hakem Heyeti bilirkişi raporu doğrultusunda başvurunun kabulüne karar vermiştir. Davalı vekilinin 20.06.2019 tarihinde müteveffa … için 27.263,00 TL, … için 27.520,00 TL ödeme yapıldığını ancak tazminat hesaplamasında tek bir ödemenin tenzil edildiğine ilişkin itirazı İtiraz Hakem Heyetince reddedilmiştir. Dosya kapsamındaki 06.06.2018 tarihli tazminat makbuzu ve ibranamesi başlıklı iki belge içeriği incelendiğinde destek …’nın vefatı nedeniyle 27.520,00 TL tazminatın, destek …’nın vefatı sebebiyle 27.263,00 TL tazminatın davacıya ödenmesi hususunda anlaşılmıştır. Hükme esas alınan hesap raporunda ise müteveffa …’nın vefatı sebebiyle ibranamede davacıya ödenmesi kararlaştırılan 27.263,00 TL’nin müteveffa Necla’nın destek tazminatından tenzil edildiği, destek …’nın vefatı nedeniyle ibranamede belirtilen 27.520,00 TL’lik ödemenin ise aktüerya hesabında dikkate alınmadığı görülmektedir. Taraflar arasında 20.06.2019 tarihinde 27.263,00 TL ödeme yapıldığına ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı tarafından aynı tarihte davacıya 27.520,00 TL daha ödeme yapıldığı ve bu ödemenin tenzil edilmediğine yönelik itirazı nedeniyle İtiraz Hakem Heyetince sigorta şirketi tarafından müteveffa … ve …’nın mirasçısı olarak davacıya yapılan ödeme belgelerinin dosyaya ibrazı sağlanarak hangi tarihte hangi destek için ne kadar ödeme yapıldığının kesin olarak belirlenmesi, ödemenin davadan önce olması nedeniyle; ödeme tarihinden rapor tarihine kadar güncellenerek toplam tazminattan düşülmesi gerekmekte olduğundan bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-6098 sayılı TBK’nın 51. maddesinde, hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; 6098 sayılı TBK’nın 52. Mad.de (BK 44. mad.) ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği, açıklanmıştır.
Davalı taraf, mütevefanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur. İtiraz Hakem Heyetince, trafikkazası tespit tutanağının müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığının ve otobüste hangi koltukta oturduklarının belli olmadığının belirtilmesi, ispat yükü kendinde olan sigorta şirketinin bu yönde yasal delil sunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, kaza günü davacının destekleri 2015 model, Otokar/Magırus marka, kullanım tarzı küçük otobüs olan … plakalı araçla seyir halindeyken meydana gelen trafik kazası sonucu vefat etmiştir. Trafik kazası tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu, olay yeri inceleme raporunda müteveffa …’nın araçtan fırlayarak karşı şeride düştüğü ve üzerinden araç geçmesi nedeniyle vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Buna göre İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle destek …’nın hangi koltukta (ön/arka) oturduğunun tespiti ile kaza tarihindeki yasal ve yönetmelik düzenlemelerine göre emniyet kemeri takmasının zorunlu olup olmadığının öncelikle belirlenerek, desteğin emniyet kemeri takıp takmadığı, takmadı ise kazanın oluş şekline göre bu hususun zararın artmasına etkisinin olup olmadığı, desteğin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı, kazanın meydana geliş şekli, desteğin otopsi raporu ve belirtilen tüm hususların kapsamlı olarak değerlendirilmesi, müterafik kusuru var ise zarardan indirim yapılması gerekip gerekmediği gibi hususların araştırılıp, karar yerinde tartışılması gerekirken İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin destek … için müterafik kusur indirimine ilişkin itiraz başvurusunun reddi doğru görülmemiştir.
4-Kabule göre de; Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurusu kabul edilen ve kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına toplam 8.392,80 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davalı vekili tarafından davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti de itiraza konu edilmiş, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince davalının vekalet ücretine ilişkin itirazı kabul edilerek davacı yararına 1.678,56 TL vekalet ücretine karar verilmiştir.
Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 17. fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliği’n 16. maddesinin 13. fıkrası uyarınca “tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 17/2. maddesinde ise “Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir. Ancak hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” düzenlemesi yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyetince davacı yararına hükmedilecek vekalet ücreti için yukarıda adı geçen Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilerek AAÜT’nin 13. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretinin altında vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalıya geri verilmesine, 23/06/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.