Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/3402 E. 2021/4463 K. 13.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3402
KARAR NO : 2021/4463
KARAR TARİHİ : 13.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında İtiraz Hakem Heyetince verilen 30/01/2020 tarih 2020/İHK-2241 sayılı kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili; davalı … nezdinde … poliçesi ile sigortalı bulunan aracın, yaya olan davacıya çarpması sonucu 21/12/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda, müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine tazminat ödenmesi talebiyle yapmış oldukları başvurunun sonuçsuz kaldığını, beyanla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 15.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının ve 472,00 TL rapor ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı taraf (davalı) vekili; başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvuru sahibinin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre,bulunması gereken uzmanların imzalarıyla düzenlenen,sigorta şirketinin itiraz prosedürünü işletebilmesi için gerekli unsurları taşıyan özürlü sağlık kurulu raporu ve diğer zorunlu belgeler ile sigorta şirketine başvurması gerektiği,bu koşulları taşımayan başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince, Uyuşmazlık hakem heyeti gerekçesine ek olarak Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre,alt ekstremite bozukluklarında kaza tarihi ile rapor tarihi arasında geçmesi gerektiği öngörülen 1 yıllık sürenin de dolmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine, karar verilmiş,itiraz hakem heyeti kararı davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1- Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem heyeti tarafından verilen kararın, miktar itibariyle kesin olduğu belirtilerek verilmişse de, davacının belirsiz alacak davası olarak açtığı davanın reddedildiği dikkate alındığında, İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı temyiz yolu açık olduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
2-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesi “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
2-Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
3-Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” düzenlemesini içermektedir.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı” başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda kaza tarihi 21/12/2018 olup davacı tarafça, … Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının engel oranının %31 olarak belirlendiği 02/08/2019 tarihli maluliyet raporu ile davalı … şirketine başvurulup, sigorta şirketince ödeme yapılmaması nedeniyle eldeki tahkim dosyasında davalı tarafça zararın tazmini talep edilmiştir. Uyuşmazlık hakem heyetince, başvuru sahibinin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre,bulunması gereken uzmanların imzalarıyla düzenlenen,sigorta şirketinin itiraz prosedürünü işletebilmesi için gerekli unsurları taşıyan özürlü sağlık kurulu raporu ve diğer zorunlu belgeler ile sigorta şirketine başvurması gerektiği,bu koşulları taşımayan başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem heyetince davacı tarafın itirazının reddine karar verilmiştir.
Eldeki dava HMK’nın yürürlüğünden sonra açılmıştır. HMK’nın 114. maddesinde dava şartları gösterilmiş, 115/2. maddesindeki “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” şeklindeki düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir. HMK’nın 114. maddesinde gösterilen dava şartı olarak belirlenen bir çok hususun tarafça giderilebilecek bir noksanlık olarak görüldüğü madde gerekçesinden de anlaşılmaktadır. Aynı maddenin 2. fıkrası “Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu” belirtilmiştir. Dairemiz uygulamalarında sigorta davalarında örneğin dain-mürtehinden muvafakat alınması, İİK’nin 277. maddesinden kaynaklanan davada “aciz belgesi” gibi dava şartı ibrazı olarak kabul edilen hususlar bu eksiklik varsa dava usulden red edilmemekte bu eksiklik tamamlatılmaktadır.
Yukarıdaki düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda, KTK’nın 97. maddesindeki başvuru koşulları arasında rapor tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor ile sigortacıya başvuru koşulu söz konusu olmadığı, davacı tarafça sigorta şirketine 02/04/2019 tarihli dilekçe ile başvurulduğu, kaza tarihinin 21/12/2018 tarihi olmasına göre Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinin yürürlükte bulunduğu, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gözetilerek, yazılı başvuru hususu belirli bir süre verilerek tamamlanabilecek dava şartı niteliğinde olmakla, İtiraz Hakem Heyetince, davacı vekilinin itirazlarının kabulü ile esasa girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kaldı ki; davacı tarafından sunulan maluliyet raporunda; maluliyetin üst ekstremiteye ait arızalar (sol el-bilek ve dirsek kısıtlılığı ve radial deviasyona bağlı üst ekstremite bozukluğu) nedeniyle maluliyet oranı tespit edildiği anlaşıldığından İtiraz Hakem Heyetinin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, alt ekstremite bozukluklarında kaza tarihi ile rapor tarihi arasında geçmesi gerektiği öngörülen 1 yıllık sürenin de dolmadığı gerekçesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 13/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.