Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/3592 E. 2021/4542 K. 14.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3592
KARAR NO : 2021/4542
KARAR TARİHİ : 14.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince verilen 21/02/2019 tarih ve 2019/İHK-20020 sayılı itirazın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
– K A R A R –
Davaccı vekili 27.03.2017 tarihinde müvekilinin içinde yolcu olarak bulunduğu ve davalı … Şirketi nezdinde sigortalı aracın tek taraflı olarak yaptığı kazada, davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL geçici iş göremezlik, 5.000,00 TL sürekli İş göremezlik ve 50,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatının davalıdan alınmasını talep ve dava etmiştir. Bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini 130.112,21 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, Savcılık Kovuşturma dosyasında Uzlaştırma ile takipsizlik kararı verildiğinden davanın reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komiyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvuranın 81.157,32 TL tutarındaki tazminatının kabulü ile 17.05.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hükme karşı davalı vekili itiraz yoluna başvurmuştır. İtiraz Hakem Heyetince İtirazın Kabulüne, … C.Başsavcılığı’nın 2017/5689 soruşturma dosyasında Başvuru sahibi ile araç sürücüsü …’nun 25.10.2017 tarihinde uzlaşması nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği buna göre CMK 253/19 (Uzlaştma Yönetmeliği 7/6 gereğince “Uzlaşma sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılmaz açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağı” hükmü uyarınca, UHK kararının kaldırılarak başvuru sahibinin başvurusunun reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olduğundan ve uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı uzlaşma tutanağına göre uzlaşılan miktarın alınmış olduğunun anlaşılmasına göre açılan davanın reddinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun
olan kararın ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 14,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 14/09/2021gününde Üye …’un karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
– KARŞI OY –
Dava, trafik kazası nedeniyle sürekli işgörmezlik, geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri istemlerine ilişkindir.
Sayın Çoğunluk ile görüş ayrılığı, tarafların ceza soruşturması sırasında uzlaşma sonucu düzenlenen ödeme ve ibra sözleşmesi sonucu, tazminat miktarının az olduğu durumlarda davacının aşırı yararlanma hukuksal nedenine dayanarak ayrıca maddi tazminat istenip istenmeyeceğine noktasında toplanmaktadır.
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 2015/13528 Esas-2016/6953 Karar sayılı ve 19/04/2016 günlü ilamında Karşı Oy da belirtildiği ve daha sonra 21. Hukuk Dairesinin 2016/16146 Easas-2018/ 3263 Karar sayılı ve 03/04/2018 tarihli ilamında işaret edildiği üzere tarafımızca da benimsenen görüşe göre” 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda, bazı suç tipleri için mağdur ile şüphelinin uzlaşması ile mağdurun zararlarının giderilmesi karşılığında suç faili lehine hükümler getirilmiştir. Trafik kazası bazı hallerde taksirle yaralama suçunu oluşturabilir. Taksirle yaralama suçu, Türk Ceza Kanununun 89. maddesinde düzenlenmiştir. Taksirle yaralamaya neden olma suçu, şikayete bağlı olsun veya olmasın uzlaşma hükümlerine tabidir. Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan uzlaşma hükümleri (253., 254., 255. maddeler), aynı zamanda taksirle yaralama suçunun oluşması durumunda tazminat hukuku bakımından sonuçlar doğurucu niteliktedir. Uzlaşmanın sağlanması halinde yukarıda belirtilen uzlaşma hükümlerine göre, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Ancak bu sonucun doğması için, mağdur taraf maddi ve manevi tazmin borcunun miktarını belirlemiş ve şüpheli ya da sanık da bu miktara razı olarak belirlenen borcu ödemiş olmalıdır. Türk Borçlar Kanununun 28 ile 30,36,37 maddelerinde düzenlenen yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma, bilgisizlik deneyimsizlik parasal yönde sıkıntı içinde olma gibi iradeyi sakatlayan haller olmamalıdır. Bu halde, tazmin borcunun uzlaşma ile belirlenmesi ve belirlenen para borcunun ödenmesi, uzlaşmaya taraf olan şüpheli ya da sanık yönünden doğrudan kendi eyleminin sonucu olan borcun ifası anlamına gelecektir”.
Karayolları Trafik Kanunu 111. maddesi ”Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup yetersiz ve fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir ” düzenlemesini içermektedir. Düzenleme ile trafik kazaları sonucu meydana gelen zararlar yönünden özel bir düzenleme getirilmiştir. Zarar veren ile yapılan yetersiz veya fahiş olduğu anlaşılan anlaşmaların geçersizliği iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülebilir. Bu halde Türk Borçlar Kanununda düzenlenen irade sakatlığı hallerini aramaya dahi gerek yoktur. Somut olayda başvuran Uyuşmazlık Hakem Heyetine iki yıllık süre içerisinde başvurarak iredesini uzlaşmanın geçersizliği yönünde açıklamıştır.
Bunun yanında, başvuru sahibinin Uzlaştırma Görüşme Tutanağında özetle ”…Uzlaşabilmem için kendisinin çalışamadığımdan ötürü 1.000,00 TL maddi talebim vardır, ödediği taktirde uzlaşmak istiyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, maddi ve manevi tazminat taleplerinden feragat etmediği, tutanakta uzlaşmanın hukuki sonuçlarının açıkça anlatılmadığı görülmüştür. Bu haliyle irade beyanı, geçici iş görmezlik talebine ilişkin olup sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderini kapsadığı ileri sürülemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut olayda Karayolları Trafik Kanunu 111. maddesi uyarınca davacıya ödenen miktarın az olduğu ve kalan kısım için talepte bulunabileceği, İtiraz Hakem Heyeti Kararının yerinde olmadığı ve bozulması gerektiğini düşündüğümden Sayın Çoğunluğun Kararın onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum. 14/09/2021