Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/3789 E. 2021/4957 K. 20.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3789
KARAR NO : 2021/4957
KARAR TARİHİ : 20.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kısmen kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının kabulü ile davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili; trafik sigortası bulunmayan aracın davacının idaresindeki motorsiklete çarpmasıyla oluşan kazada davacının malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 42.200,00 TL. tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, makul gider kapsamındaki 1.200,00 TL. rapor ücretinin de yargılama giderleri içinde davalıdan tahsilini talep etmiş; 11.12.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 177.576,10 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; maluliyet oranı ile kusur ve zarara itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kısmen kabulü ile 142.060,80 TL. tazminatın 05.09.2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine, 1.200,00 TL. rapor ücretinin yargılama giderleri içinde davalıdan tahsiline dair verilen karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve 177.576,10 TL. tazminatın 05.09.2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 1.200,00 TL. rapor ücretinin yargılama giderleri içinde davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, davacının maluliyet oranını kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik ve ekindeki cetvellere göre belirleyen 27.07.2018 tarihli uzman doktor bilirkişi heyeti raporunun karara esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemesine; uzman doktor bilirkişi heyetinin düzenlediği raporla saptanan iyileşme süresine ilişkin geçici işgöremezlik zararının ve geçici bakıcı ihtiyacından doğan zararın trafik sigortasının teminatı kapsamında olmasına; davacının yaralanmasının niteliği de dikkate alındığında, müterafik kusurlu sayılmasını gerektirecek bir halin bulunmamasına göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. KTK’nun 86/1. maddesi gereği ise, işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusursuzluğu oranında sorumluluğunun kalkacağı açıktır.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı ile trafik sigortasız karşı araç sürücüsünün kazadaki kusur durumlarının belirlenmesi bakımından herhangi bir araştırma yapılıp rapor alınmadığı; kaza tespit tutanağında karşı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı ve bu tutanağın aksine delil de bulunmadığı gerekçesiyle, tam kusur üzerinden hesap edilen tazminatın hüküm altına alındığı görülmektedir.
Kaza tespit tutanağında; davalıya husumet yöneltilmesine yol açan trafik sigortasız 56 KC 652 plakalı aracın, sola dönüş kurallarına uymama nedeniyle KTK’nın 53/b maddesi gereği kazada asli kusurlu ve davacının kusursuz olduğu tespiti yapılmıştır. Ancak; bu tutanakta, kaza yerinin yerleşim yeri içindeki kontrolsüz T kavşak olduğu; davacının kavşağın düz seyredilen bölümünde seyir halinde olduğu ve karşı aracın ise kavşak kolundaki ara sokaktan çıkıp sola dönüş yapmaya çalıştığı; davacının seyir halinde olduğu yolun düz- eğimsiz- görüşü açık- 12,80 metre genişlikteki çift yönlü yol olduğu tespitlerinin de yapıldığı görülmektedir.
Tutanaktaki bu tespitler ve kazanın oluş biçimine göre, yerleşim yeri içinde ve kontrolsüz kavşak bağlantısı da olan yolda seyreden davacının daha dikkatli olması, kavşak bağlantı noktasına yaklaşırken hızını düşürmesi halinde dahi bu kazanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve davacının kontrol edemediği hızının kazada etkisi olup olmadığının belirlenmesi gereklidir. Bahsedilen bu tespitlerin yapılması ise, uzman bilirkişiden kusur konusunda rapor alınmasını gerektirdiğinden, İHH kararı eksik incelemeye dayanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden, dosya kapsamı ve kaza tespit tutanağı ile saptanan olay yeri özellikleri dikkate alınarak kazada davacının da kusuru bulunup bulunmadığı hususunda gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) VE (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın hakem kararının saklanması kararını veren… Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine;
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 20/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.