Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/38 E. 2022/11979 K. 11.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/38
KARAR NO : 2022/11979
KARAR TARİHİ : 11.10.2022

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf edildiği, istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla yine davacı … davalılar vekilleri tarafından bu kararın temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, müvekkili şirket tarafından 13/03/2003 tarihinde T.C. Honk Kong Başkonsolosluğu’ndan JB-2003-931 ve 932 numaralarıyla tasdik edilen menşe sertifikası ile Malezya menşeli bir kısım spor ayakkabılarının ithali maksadıyla Wanda adlı gemi ile 01/04/2003 tarihinde Haydarpaşa Gümrüğü’ne iki konteyner olarak gönderildiğini, emtialara toplam 36.938,00 USD ödeme yaptıklarını, emtiaların bazılarında Made İn China ibaresinin olduğunu, istenen emtianın Malezya Menşeli olduğuna dair Konsolosluk tasdikli menşe sertifikası düzenlendiği halde sertifikanın doğruluğu konusunda şüphe olduğu belirtilmek suretiyle müvekkiline ait emtialara el konulduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kaçak eşya statüsünde devlet malı sayılarak bir kısmının perakende satış yoluyla tasfiyesine karar verilen kalan kısmının ise satılamayacak durumda olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini bakımından haksız fiil tarihinden itibaren başlamak üzere en yüksek banka reeskont faizi uygulanmak suretiyle 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davada gerçek hasımın … olduğunu, 1918 sayılı Yasaya göre dava konusu edilen eşyalar hakkında Mülga 3864 sayılı Kanun’un 1. maddesi 4926 sayılı Yasa’nın 23. maddesince meri 5607 sayılı Yasa’nın 16. maddesine göre işlem yapıldığını, davacının iddialarının yerinde olmadığını, davanın, zamanaşımı nedeniyle ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
Diğer davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince, … hakkında temsilcide yanılma bulunduğundan bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Maliye Hazinesi’ne karşı açılan davanın kısmen kabulü ile; 301.858,00 TL zararın ve 11.405,00 TL ardiye ücretinin 06/03/2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davacı … davalılar vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince ceza mahkemesinin kararının kesinleşmesi sonrasında el konulan malların iadesine ilişkin kararın icrası kapsamında davacının başvurusu üzerine kurum tarafından dilekçe ekinde sunulan 17/06/2010 tarihli yazı gereğince ilgili malzemelerin kurum tarafından tasfiye edilmek ve satılmak üzere ilgili satış yerlerine gönderildiği, davacının zararını bu tarihte öğrenmiş olduğu ve başvuru hakkının bu tarihte doğduğu, davanın açılma tarihi itibariyle zaman aşımının dolmamış olduğu, yargılama sırasında alınan son heyet raporu doğrultusunda mahkemenin hüküm kurduğu ve idare tarafından ödenen bedelin mahsubu ile yapılan hesaplama kapsamında değerlendirme yapıldığı, bu yönüyle de herhangi bir hesaplama veya değerlendirme hatasının bulunmadığı, tarafların her ikisinin tacir olmaması ve işin ticari nitelikte olmaması nedeniyle uygulanan faizin yerinde olduğu, davacıya iade edilen bedel sonrasında hakkından feragat ettiğine dair herhangi bir yazılı delil bulunmadığından, doğmuş zararına ilişkin dava açmasında hukuka aykırılığın bulunmadığı, bu yönüyle davalı lehine usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği, vekalet ücreti yönüyle yapılan değerlendirmenin de usulüne uygun olduğu gerekçesi ile tarafların yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava haksız el koymadan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerekçeye göre davacı … davalı … Bakanlığının tüm temyiz itirazlarının reddine, karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyasının incelemesinde; davanın 31/05/2011 tarihinde açıldığı, davacının bilirkişi raporunda hesap edilen miktara göre maddi tazminat talebini 16/04/2018 tarihinde ıslah ettiği ve davalılar tarafından ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60/1. maddesi haksız fiilden kaynaklanan tazminat taleplerinin, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, her halde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağını düzenlemektedir. Davacı şirket yetkilisi ve gümrük memurlarının 1918 sayılı Yasa’nın 27/2-3 maddesi uyarınca Üsküdar 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/339 Esas 2004/ 647 Karar sayılı ilamı ile beraatlerine karar verilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 18/01/2008 tarih 2005/18143 Esas 2008/20221 Karar sayılı ilamı ile davanın zaman aşımı nedeni ile ortadan kaldırmasına karar verilmesi gerektiğinden bahisle beraate ilişkin hüküm bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda 06/03/2009 tarihli karar ile davanın zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırılmasına, el konulan malların iadesine karar verilmiştir. Davacı 28/01/2010 tarihinde ayakkabıların iadesi için Gümrük idaresine başvurmuş, ancak gümrük idaresi malları teslim edememiştir. Teslim edilmeme durumu net olarak bildirilmediğinden davacının zararı en geç ilk davayı açtığı 31/05/2011 tarihinde öğrenmiş olduğu kabul edilmelidir. Şu halde ilk dava süresinde açılmıştır. Ancak öğrenmenin bu tarih olduğu dikkate alındığında, 16/04/2018 tarihindeki ıslah dilekçesinin verildiği tarihe kadar, yasada öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Her ne kadar gerçek zarar miktarının yargılama sırasında bilirkişi raporları ile öğrenildiği, buna göre ıslahın zamanaşımı süresi içinde yapıldığı ileri sürülebilir ise de, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre zararın öğrenilmesi, kanunun açıkladığı anlamda zarar veren olayın sonuçlarını, gidişatını, kesinleşen durumunu ve zararın kapsamını belirleyebilecek bilgiye sahip olunması anlamına gelir. Davacı, el koymayı, el konulan eşyanın niceliğini ve niteliğini ceza mahkemesi kararının kesinleşmesini, davalı idarenin eksik iade yaptığını en geç dava tarihinde öğrenmiştir. Buna göre davacının dava açmaya yeter deredece zarar kapsamını bu tarih itibariyle öğrenmediğinden, ithalini gerçekleştirdiği ayakkabıların piyasa satış bedellerini bilmediğinden bahsedilemez.
Bu durumda, ıslah edilen bölüm yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle ile davacı vekili ve davalı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … Bakanlığının temyiz isteminin kabulü ile bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 26,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 11/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.