Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/4026 E. 2021/5392 K. 23.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4026
KARAR NO : 2021/5392
KARAR TARİHİ : 23.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 04/06/2019 tarih ve 2019/İHK-5814 sayılı itirazın reddine dair verilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacı vekili, 07/06/2013 tarihinde müvekkilinin davalı … Sigora A.Ş. tarafından sigortalanan motosiklette yolcu olduğunu, davalı …Ş. tarafından sigortalanan araçla kazaya karışması neticesinde yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden avans faizi ile tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davalı …Ş. yönünden kaza tarihini kapsayacak şekilde poliçe sunulmadığından başvurunun pasif husumet nedeniyle reddine, diğer davalı …Ş. yönünden ise davacının sunduğu maluliyet raporunda belirtilen “osteoartrit” rahatsızlığının kazadan kaynaklı bir hal olmadığı, bu romatizmal hastalığın sebepleri arasında trafik kazası bulunmadığı, raporda bu hastalığın kazadan kaynaklandığına dair bir bilgi belge bulunmadığından başvurunun reddine karar verilmiş, karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince, itirazın süresinde yapılmaması sebebiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
İtiraz Hakem Heyetince her ne kadar; UHH kararının davacı vekiline 12/01/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin ise 23/01/2019 tarihinde itiraz başvuru ücretini yatırdığı, bu nedenle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 12. fıkrası gereğince on günlük yasal süre içinde başvuru ücretinin yatırılmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin İtiraz Hakem Heyetine yaptığı başvurunun usulden reddine karar verilmiş ise de; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 22. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde de, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Vekile ve Kanuni Mümesile Tebligat” başlıklı 11. maddesi;
“Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu’nun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır.
(Ek: 11/1/2011 – 6099/4 md.) Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır.
Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır.” şeklindedir.
Bu düzenlemeler karşısında, vekil vasıtasıyla temsil edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiği açıktır. Yerleşik yargısal kararlar da bu yöndedir. Eldeki davada, UHH kararının davacı vekilinin adresine 12/01/2019 tarihinde haftasonu (Cumartesi) tebliğe çıktığı, tebliğin ise resepsiyon görevlisi Buse Koparal imzasına yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ile hukuki olgulara göre davacı vekiline yapılan tebligatın usulsüz olduğu, 14/01/2019 tarihinde yapılan tebligattan haberi olduğunun bildirilmesi karşısında itiraz yoluna başvuru süresinin bu tarihten itibaren başlaması gerektiğine göre İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itiraz başvurusunun süresinde yapıldığı kabul edilerek; gerekli incelemelerin yapılması suretiyle itirazı hakkında bir karar verilmesi gerekirken, kararda yazılı olduğu şekilde itiraz başvurusunun süresinde yapılamadığından reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.