YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4964
KARAR NO : 2021/10954
KARAR TARİHİ : 23.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davasında Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen uyuşmazlıktan el çekilmesine ilişkin kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı, davacının desteğinin tescilsiz ve plakasız mobiletin sürücüsü iken gerçekleşen kazada öldüğünü açıklayıp 79.155,46 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ölenin tam kusuru ile sebebiyet verdiği kaza nedeni ile davacıların tazminat talep hakkı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakemince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; talebin kabulü ile 79.155,46 TL’nin tahsiline karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, desteğin tescilsiz ve plakasız mobiletin sürücüsü iken gerçekleşen kazada öldüğünü açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan raporlar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Anılan karara karşı İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz yoluna başvurulurken davalı vekilince aracın niteliği gereğince 50 cc’nin altında olan araçlar yönünden sorumluluklarının bulunmadığı yönünde savunma getirilmiş, İtiraz Hakem Heyetince yargılama sırasında anılan savunmanın ileri sürülmediği bu aşamada ileri sürülmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile bu savunmanın reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına ve Yargıtay içtihatlarına uygun değildir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle sıfat kavramına değinmekte fayda bulunmaktadır.
Sıfat, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır (Tanrıver, S.: Medeni Usul Hukuku, C.I, … 2016, s. 512).
Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, “sıfat” yerine “husumet” terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı veya yükümlü konumda olup olmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece(eldeki davada hakem heyetince) re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.I., … 2001, s. 1157 vd.).
Somut olayda; kazaya konu aracın trafik sigortasının bulunması gerektiği ve kaza tarihinde geçerli bir trafik sigortası bulunmadığı iddiası ile davalı … aleyhine eldeki dava açılmıştır. Davalının anılan zarardan sorumlu tutulup tutulmayacağı, diğer bir ifade ile davada taraf sıfatı olup olmadığı, davaya konu zarardan yükümlü olup olmadığı, kazaya konu aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olmasına bağlıdır. Davalının anılan kaza nedeni ile ortaya çıkan zarardan sorumlu olup olmayacağı, husumete ilişkin bir uyuşmazlık olup, husumet itirazı ilk itirazlardan olmayıp yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi resen de ele alınabilecektir. Bu nedenle İtiraz Hakem Heyetince, davalının husumete ilişkin bu itirazı yönünde, hakem yargılaması sırasında beyanda bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Motorlu bisikletin tanımının yapıldığı 2918 sayılı KTK’nin 3. maddesinde de silindir hacmi 50 cm küpü geçmeyen içten patlamalı motorla donatılmış ve imal hızı saatte 50 km’den az olan bisiklet olduğu, 2918 Sayılı Yasanın 103. maddesinde de motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu öngörülmüştür.
Davalı … Hesabına, aracın trafik sigortasının bulunmayışı nedeniyle husumet yöneltildiğine göre öncelikle kazaya karışan motosikletin, trafik sigortası yaptırması zorunlu olan motorlu araçlardan olup olmadığı hususunun saptanması gerekmektedir.
Bu durumda hakem heyetince, trafik sigortası bulunmayan araç nedeniyle zararın doğduğu ve davalı … Hesabının zarardan sorumlu olduğu davacı tarafça iddia edildiğine göre, aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olduğunun ispat yükünün de davacı üzerinde olduğu gözetilmek suretiyle; ceza dosyası da irdelenerek, söz konusu motosiklete ilişkin bilgilerin sorulması, motosiklete ilişkin fatura var ise sunulması için taraflara uygun bir süre verilip belgenin temin edilmesi; bahsi geçen motosikletin davalı elinde bulunması halinde, araç üzerinde, aksi halde ceza mahkemesi dosya kapsamında elde edilen CD ve fotoğraflar üzerinden uzman makine mühendisi marifetiyle inceleme yapılıp
araç motor silindir hacminin belirlenmesi; silindir hacminin 50 cm küpün üzerinde trafik sigortası yapılması zorunlu araçlardan olduğunun anlaşılması halinde davalı … Hesabının sorumlu olduğu gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacının başvurusunun kabulü ile kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına 9.057,10 TL vekalet ücretine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
İtiraz Hakem Heyetince başvuru sahibi lehine vekalet ücretine karar verilirken Sigortacılık Kanununun 30. maddesinin 17. fıkrası ve 19/01/2016 tarihli, 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine (maktu ücretin altında kalmamak kaydı ile) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tam nisbi vekalet ücretine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile itiraz hakem heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 23/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.