Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/5020 E. 2021/10178 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5020
KARAR NO : 2021/10178
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın reddine ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davacıya ait olup davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olan aracın yaptığı tek taraflı kaza sonucu pert olduğunu, davacının iradesi sakatlanarak imzalatılan feragat beyanı nedeniyle davalının ödeme yapmadığını, araç hurdasının 30.000,00 TL’ye davacı tarafından satıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 41.000,00 TL. tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; kaskolu araç üzerinde banka rehni bulunduğundan davacının tazminat talep hakkı olmadığını, doğru ihbar yükümlülüğüne uymayan davacının imzaladığı ibra ve feragat nedeniyle de tazminat talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davacının davalıya verdiği ve iptalini haklı kılacak somut delil sunamadığı feragat beyanı nedeniyle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacının feragat başlıklı tarihsiz belgeyi imzalamasının tehdit, hile, müzayaka nedenlerine dayandığına dair somut delil sunulamadığı için, imzalanan feragatnamenin geçerli olduğu ve davacının tazminat hakkının son bulduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu (24/02/2018 tarihli) kazanın gerçekleşmesinden sonra davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirilen şirketçe 14/03/2018 tarihli araştırma raporu düzenlenmiştir. Bu raporda, davacının kazanın gerçekleşmesinden hemen sonraki eylemlerine ilişkin anlatımlarının, telefon kayıtları ile uyuşmadığı gerekçesiyle, hasarın olumsuz olduğu sonucuna varıldığı ve davacıdan alınan feragat ile davacının hasar dosyasının kapatılmasını istediği bildirilmiştir. Hakem Heyeti kararına da esas alınan “feragatname” başlıklı belgede davacı “davaya konu kaza nedeniyle sigortacıdan tazminat talep etmeyeceği, ilgili hasar dosyası ile ilgili olarak sigortacıyı gayri kabili rücu kaydıyla ve tamamen ibra ederek fazlaya ilişkin tazminat haklarını da kapsar şekilde feragat ettiği” beyanını imzası ile tasdik etmiştir.
Sigortalı aracın davaya konu kazada ağır hasar görmesinden sonra davalı tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, kazanın sigortacıya bildiriminden sonra ve hasar incelemelerinin devam ettiği bir aşamada davacıdan “feragatname” başlıklı belgenin araştırma şirketi görevlisi tarafından alındığı, davacının imzaladığı ve içeriğini bilmediği bu belgeyi kabul etmediğini 22/03/2018 tarihli noter ihtarnamesi ile davalı sigortacıya bildirdiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Sigortalı aracı kullanılamayacak derecede ağır hasar gören davacı sigortalının, davalı sigortacıdan kısmi de olsa bir bedel alarak, fazla hakları için imzaladığı bir feragatnamenin bulunmadığı; davacının, primini ödeyerek satın aldığı sigorta poliçesi kapsamında hiçbir bedel almadan, kullanılamayacak derecede ağır hasarlı olan sigortalı aracının bedelinden vazgeçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu; somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına göre davacının hakkın özünden vazgeçme iradesinin bulunmadığı; araştırma raporunun düzenlenmesi kapsamındaki incelemeler sırasında ve sürecin son bulması için karara dayanak yapılan “feragatname” başlıklı belgenin imzalandığı kabul edilmelidir. Bu itibarla; davacının imzaladığı belgenin hakkın özünden vazgeçme iradesini yansıtmayacağının kabulündeki gereklilik de dikkate alınarak inceleme yapılması gerektiği açıktır.
6102 sayılı TTK’nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içindeymiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
Somut olayda; 24/02/2018 tarihinde saat 01:30’da, Ankara Etimesgut’ta trafik kazasının meydana geldiği; kaza tespit tutanağı ile araç sürücüsünün davacı olduğunun tespit edildiği; kazadan yaklaşık 1,5 saat sonra yapılan alkol ölçümünde davacının alkolsüz olduğunun saptandığı görülmektedir. Davalı sigorta şirketinin görevlendirmesiyle alınan araştırma raporunda, kazanın belirtilen yerde olduğu ve oluş biçimi çevre kontrolü ile doğrulanmış; ancak, kazadan sonraki sürece ilişkin beyanlardaki tutarsızlık gerekçesiyle, hasar ödemesi için olumsuz kanaat bildirilmiştir. Yukarıda açıklanan ilkeler ve davalının aldığı araştırma raporundaki tespitler de dikkate alındığında, ispat yükünün davacı sigortalıda olduğu kabul edilerek işin esasının incelenmesi gerektiği gözetilmelidir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşında; sigortalı araç üzerinde … Bankası … Şubesi’nin mürtehin kaydı bulunduğundan, sigorta poliçesinden doğabilecek tazminatı öncelikli talep hakkının rehin alacaklısı bankada olduğu da gözetilerek, ilgili banka şubesinden araç üzerindeki rehinin (ve kredi alacaklarının) devam edip etmediği ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatleri olup olmadığının sorulması; bu tespitten sonra, davalının aldığı araştırma raporunda bahsi geçen telefon görüşmelerine ilişkin kayıtlar ile sigorta şirketinin müşteri hizmetleriyle kaza sonrası yapılan görüşmeye ilişkin (görüşme
saati- görüşmeyi yapan kişi- kaza saati ile uyumu bakımından) kayıtların temin edilmesi, davacı ve davacının erkek arkadaşı … adlı kişinin kaza tarih ve saatinden sonra yaralanma nedeniyle hastaneye başvuruları olup olmadığının araştırılması; yapılacak tüm bu tespitlere göre, davacının kaza ile hasar bildirimi konusunda doğru ihbar yükümlülüğünü ve davadaki ispat yükümlülüğünü yerine getirip getiremediği değerlendirilerek, zararın teminat kapsamında olup olmadığı konusunda gerekçelendirmeyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem kararının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.