Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/5237 E. 2021/5460 K. 27.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5237
KARAR NO : 2021/5460
KARAR TARİHİ : 27.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaptığı kaza sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, alınan rapora göre % 8,1 oranında malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL tazminatın 17.08.2018’den işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 21.11.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 72.867,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; maluliyet ile zarara itiraz ederek ve tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 72.867,00 TL sürekli işgücü kaybı tazminatının 09.08.2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/2. maddesi gereği, uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmış ve ıslahın yapılmış olmasına; trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararlara ilişkin tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılması, ancak Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı iptal kararı da gözetilerek, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren … Genel Şartları’ndaki düzenlemelerin değil Borçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu düzenlemelerinin esas alınmasıyla hesaplamada 1,8 teknik faiz yönteminin değil progresif rant yönteminin dikkate alınması ilkeleri Dairemizce benimsendiğinden, karara esas alınan rapordaki hesap biçiminin davalı lehine olması ve aleyhe bozma yasağı gereği tazminat hesap biçiminin bozma sebebi yapılamayacak olmasına; davada reddolunan bölüm bulunmadığı için red vekalet ücretine ilişkin temyizde davalının hukuki yararının bulunmamasına göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 25.01.2018 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 8,1 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellerin kullanılması gerekirken, 03/08/2013 tarihli Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile 11/10/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki cetveller kullanılmış olup, raporun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlenmiş bir rapor olmadığı açıktır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalı taraf, davacının sigortalı araçta hatır için taşındığı savunmasında bulunarak bu sebeple tazminattan indirim yapılmasını talep etmiş; Hakem Heyeti tarafından, davalının hatır taşımasına ilişkin somut delil sunmadığı, taşımanın hangi amaçla yapıldığının ifade tutanaklarından da anlaşılamadığı gerekçesiyle, davalı yanın hatır savunmasına itibar edilmemiştir.
2918 sayılı KTK’nun 87/1. maddesinde “Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir” düzenlemesine yer verilmiş; aracın hatır için verildiği ya da hatır için taşıma yapılan durumda oluşacak zararlarla ilgili değerlendirmenin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Anılan kanun hükmünün atıf yaptığı genel hükümler, Türk Borçlar Kanunu’nun sorumluluğa ilişkin hükümleri olup, böylesi durumda 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi uygulama alanı bulacaktır.
Somut olayda; davacının, sürücü…’ın idaresindeki sigortalı araçta yolcu olduğu; aracın, davacı ya da sürücüye ait olmayıp dava dışı Dursun Ürem adlı kişiye ait olduğu; davacı ile ailesinin sürücü Yener idaresindeki araçla Yozgat’tan Sorgun’a giderlerken kazanın meydana geldiği görülmektedir. Davacı, kendisine ve sürücüye ait olmayan özel otomobilde yolculuk ettiğinden, aracın vasfı da dikkate alındığında taşımanın ticari amaçla yapılmaması ve araç maliki tarafından aracın sürücü Yener’e hatır için verilmiş olması muhtemeldir. Bu yönde davalı lehine karine bulunduğundan, aksini ispatla mükellef olan davacı taraftır.
Açıklanan nedenlerle; davacı ve araç sürücüsü… ile araçtaki diğer yolcuların nüfus kayıt örnekleri temin edilip davacının araç işleteni/ sürücüsü ile olan akrabalık derecesinin saptanması; akrabalık derecesi de gözetilerek taşımanın ailevi ya da ahlaki sorumluluğun ifası dışında bir nedenle yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi; araç maliki tarafından aracın sürücü Yener’e veriliş şekline göre (ispat yükünün davacı yanda olduğu gözetilerek) olayda hatır taşıması bulunmadığına ilişkin davacı delillerinin toplanması, aracın hatır için sürücüye verildiğinin ya da sürücü tarafından davacının hatır için taşındığının anlaşılması halinde, 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi gereği tazminattan, hakkaniyete uygun bir indirim (Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre indirim oranı % 20) yapılması gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
4-Davacı taraf, dava ve ıslah dilekçesinde 17.08.2018 tarihinden itibaren temerrüt faizine karar verilmesi isteminde bulunmuş; Hakem Heyeti tarafından, davacının talebi de aşılarak 09.08.2018 tarihinden temerrüt faizine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 26/1. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde temerrüt faizine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.