YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5463
KARAR NO : 2021/9173
KARAR TARİHİ : 25.11.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 05.10.2010 tarihinde plakası tespit edilemeyen araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki aracın karışmış olduğu trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı … Hesabından tahsiline karar verilmesini talep etmiş,ıslah dilekçesi ile talebini 174.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; talebin kabulü ile 175.000,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine dair karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiile dayalı tazminat davalarında kusurun belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Dava konusu trafik kazasına ilişkin kaza sonrası düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında; davalı sigortalı araç sürücüsü sola dönüş yapacağı sırada sinyal vermemesinden dolayı davacının sevk ve idaresindeki aracın davalı sigortalı araca çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği belirtilerek, davacı “hızını koşullara uyduramama” kusurundan sorumlu tutulmuştur.
HMK’nın 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir.
Yargılama sırasında kusur oranının belirlenmesi için uzman bilirkişiden rapor alınmadığı, İtiraz Hakem Heyetince de kaza tespit tutanağı ve Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası içinde yer alan ifade tutanakları incelendiği,sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün davacı başvuranı taciz ettiği, şıkıştırdığı, paniklettiği ve kazanın da bu yüzden meydana geldiği anlaşıldığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında plakası tespit edilmeyen araca %100 kusur atfedilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile reddedilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda itiraz hakem heyetince, alanında uzman bilirkişiden olayın meydana geliş biçimi,kaza tespit tutanağı irdelenerek soruşturma belgelerinin de incelenmesiyle kusur dağılımına ilişkin, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alındıktan sonra çıkan sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
3- Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 05.10.2010 tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008- 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine,01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak, Haseki Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 21.07.2017 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporunda %13 oranında sürekli maluliyetinin olduğu tespit edilmiş ve Uyuşmazlık Hakem Heyetince rapor hükme esas alınmıştır. Hükme esas alınan maluliyet raporunun hangi yönetmelik esas alınarak düzenlendiği belli değildir.
Buna göre,maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, önceki raporun da irdelendiği, ATK İhtisas Kurulu’ndan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından yeni bir rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 25/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.