YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5506
KARAR NO : 2021/5468
KARAR TARİHİ : 27.09.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaptığı kaza sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanıp % 25 oranında malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL. tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 23.05.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 42.545,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacıya 09.11.2017’de yapılan 4.293,00 TL’lik ödeme ile sorumluluklarının son bulduğunu, tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 42.545,00 TL. tazminatın 09.11.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/2. maddesi gereği, uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmış ve ıslahın yapılmış olmasına; karara bağlanan tazminat, sürekli işgücü kaybı zararına ilişkin olup hesaplanan bedel içinde geçici işgöremezlik tazminatı bulunmadığı ve davanın reddolunan bölümü bulunmadığı için (red vekalet ücreti bakımından) bu yönlere ilişkin temyizde davalının hukuki yararının bulunmamasına; 14.03.2018 tarihli aktüer raporundaki hesap biçiminin itiraza götürülmediği ve davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alındığında, bu yöne ilişkin temyiz itirazının da yerinde görülmemesine göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Sivas Numune Hastanesi tarafından düzenlenen 31.07.2017 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 25 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde hangi yönetmelik ve cetvellerin kullanıldığı rapora yazılmamış olup, rapor denetime imkan vermeyecek nitelikte olduğundan, maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin araştırma eksiktir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalı taraf, davacının emniyet kemeri takmayıp zararın doğmasına veye artmasına neden olduğunu, müterafik kusurlu sayılması gerektiğini savunmuş; İtiraz Hakem Heyeti tarafından, emniyet kemeri ile ilgili somut delil bulunmadığı gerekçesiyle, davalı yanın bu savunmasına itibar edilmemiştir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu’nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78. maddesinde “belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur… kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir” düzenlemesi yapılmıştır.
Koruyucu tertibatlar bakımından yollama yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150/2-b maddesinde “M1 sınıfı otomobillerin… bütün koltuklarında bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan emniyet kemerinin bulundurulması ve kullanılması zorunludur” düzenlemesine ve aynı yönetmeliğin 150/3. maddesinde “bu Yönetmelik hükümlerine göre 1995 yılı itibariyle ülkemizde imali yapılan veya yurt dışından ithaline izin verilen M1 sınıfı araçların arka koltuklarında emniyet kemeri bulundurulması ve kullanılması mecburidir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; kaza tespit tutanağında, davacının aracın sağ ön koltuğunda yolcu olduğu tespiti yapılmış olup, emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususuyla ilgili bir tespit yapılamadığı görülmektedir. Davacının yolcu olduğu sigortalı aracın, gidiş istikametine göre sağında kalan demir bariyerlere çarpıp savrulduğu, davacının sağ omuz kırığı oluşacak biçimde yaralandığı ve maluliyetinin de bu kırığa ilişkin olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Açıklanan vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyeti’nce; KTK’nun 78. maddesi ve Karayollari Trafik Yönetmeliği’nin anılan hükümleri gereği kullanılması gereken emniyet kemerinin takılması halinde de, kaza nedeniyle oluşan maluliyetin (sağ omuz kırığı) oluşup oluşmayacağı ve emniyet kemeri takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda, uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması; koruyucu ekipmanın takılmadığı ve bu durumun maluliyetle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, BK’nın 52. maddesi uyarınca tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4-Davalı taraf, davacının sigortalı araçta hatır için taşındığı savunmasında bulunarak bu sebeple tazminattan indirim yapılmasını talep etmiş; Hakem Heyeti tarafından, davacı ile araç sürücüsünün soyadları aynı olduğu ve davacı sürücünün yakını olduğu için hatır taşımasının sözkonusu olmadığı gerekçesiyle, davalı yanın hatır savunmasına itibar edilmemiştir.
Somut olayda; davacının, sürücü …’ın idaresindeki sigortalı araçta yolcu olduğu; olayla ilgili ceza soruşturmasına ilişkin ifade tutanakları dosyada bulunmadığı için davacı ile sürücünün yakınlık derecesinin tespit edilemediği görülmektedir. Sadece davacı ile sürücünün soyadlarının aynı olmasından hareketle, hatır taşıması bulunmadığını kabule yeter derecede yakın oldukları tespiti, varsayımdan öteye geçmediğinden, yapılan araştırma eksiktir.
Açıklanan nedenlerle; olaya ilişkin Düzce C. Başsavcılığı’nın 2015/9689- 2016/1493 sayılı soruşturma dosyası (özellikle davacı ile sürücü ifadeleri bakımından) örneğinin ilgili yerden getirtilmesi; davacı ile sürücüye ait nüfus kayıt örnekleri temin edilip yakınlık derecelerinin saptanması ile akrabalık derecesi de gözetilerek taşımanın ailevi ya da ahlaki sorumluluğun ifası dışında bir nedenle yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi; sürücü tarafından davacının hatır için taşındığının anlaşılması halinde, 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi gereği tazminattan, hakkaniyete uygun bir indirim (Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre indirim oranı % 20) yapılması gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.