YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5692
KARAR NO : 2021/6045
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 27/08/2018 tarih ve 2018/İHK-5793 sayılı itirazın kısmen kabulüne dair verilen kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan 10 ZA 535 plakalı araç ile dava dışı Ali Altındağ’ın sevk ve idaresindeki motosikletin çarpışması sonucu, motosiklette yolcu olan müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 15.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.200 TL rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluk hükümlerine göre davalıdan tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 135.477,22 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun kısmen kabulüne, 132.784 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 23/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, belgelenemeyen rapor ücreti talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince, davalının itirazının kısmen kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulü ile 52.821,60 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 23/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a)Dava, trafik kazasından sonucu yaralanmadan kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olmayan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlendiği ve davacının %14 oranında sürekli iş göremez olduğunun tespit edildiği, davacının sürekli iş göremezlik tazminatının belirlenmesine yönelik alınan hesap raporunda PMF yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak davacının %14 sürekli iş göremezliğine isabet eden zararın 132.784,00 TL olarak hesaplandığı ve Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince bu raporun hükme esas alındığı, davalının hem maluliyet raporuna hem de hesaplama yöntemine itiraz etmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda alınan maluliyet raporunda davacının %10 oranında sürekli iş göremez olduğunun tespit edildiği, yine İtiraz Hakem Heyetince alınan hesap raporunda ise TRH yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak davacının %10 oranındaki sürekli iş göremezliğine isabet eden zararın 66.027,00 TL olarak belirlendiği ve bu raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Bu itibarla; tazminat hesaplamasında, TRH 2010 Tablosu’nun kullanılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından da karara esas kabul edilen aktüer bilirkişi raporunda; 01.06.2015 tarihli … Genel Şartları dahilinde, TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre ve %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapılmıştır. Tazminat hesaplamasında, yeni ZMSSGŞ ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK’nun 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni … Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılması gereklidir ki, İtiraz Hakem Heyeti tarafından esas alınan rapor bu yönüyle yeterli bir rapor değildir.
Diğer taraftan, davacı vekili temyiz dilekçesinde açıkça Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan hesap raporu uyarınca tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş olup bu rapor PMF yaşam tablosu ve prograsif rant formülü gözetilerek düzenlenmiştir.
Şu durumda; açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında davacı için, TRH 2010 Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması, bilinen ve bilinmeyen dönem hesabının hangi tarihlerden başlayıp hangi tarihte bittiği açık ve denetime elverişli bir şekilde belirtilerek davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek tazminat hesaplamasının yapılması için, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre (davacı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan rapora göre tazminata hükmedilmesi gerektiğine dair temyizi de gözetilerek sürekli işgücü kaybı tazminat miktarı için davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
b) Dosyanın incelenmesinde; davaya konu trafik kazası sonucu davacının, sol bacağında kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, dosyaya sunulan Adli Tıp Kurumu raporunda davacının bacağındaki kırığın “sol femur boyun kemiği kırığı” şeklinde tarif edildiği, İtiraz Hakem Heyetince ise davacının boyun bölgesinden yara alarak malul kaldığı, kaza tespit tutanağına göre de kaza esnasında kask takmadığı, bu nedenle zararın ortaya çıkmasında davacının müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek belirlenen tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak dosyada mevcut davacıya ait raporların incelenmesi sonucunda davacının boyun ve kafa bölgesinden herhangi bir yaralanmasının mevcut olmadığı Adli Tıp Kurumu raporunda geçen sol femur boyun kemiği kırığının, davacının sol bacağındaki yaralanmasına ilişkin olduğu görülmektedir.
Şu durumda; davacının kask takmaması ile yaralanması arasında ilişki olmadığından belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
3)Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince 52.821,60 TL tazminatın davalıdan tahsiline ve kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına tam ve nispi olarak 6.160,38 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu 30/17 md. ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasına “(13) (Ek:RG-19/1/2016-29598) tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2/a-b ve 3) numaralı bentlerde belirtilen nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 04/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.